|
|

|
GÖNÜLDEN GÖNÜLE
|
|
Naci GÜMÜŞ
|
GÖNÜLDEN GÖNÜLE DUYUŞ VE DÜŞÜNÜŞ
Gönül,
sözlük anlamı; sevgi, hatır, anma ve düşünüş. Yani kalpte oluşan duyguların
kaynağıdır gönül. Mecazi anlamı istek ve arzudur.
Yüzyıllarca
en çok kullanılan, en tesirli kelimedir gönül.
“Gönülden
gönüle bir yol vardır”, “gönülden ırak olmak”, “kırk gönül”, “yaralı gönül”, “gönül
yapmak”, “gönül yıkmak”, “gönlü zengin”, “gönül bağlamak”, “gönül vermek”,
“gönül çalmak”, “gönlü zengin”, “gönül açmak” gibi sayfalarca çoğaltabileceğimiz
deyimler yeterince meramımızı anlatıyor olmalı.
Gönül
Türkülerde, şarkılarda, şiirlerde, resimlerde terennüm edile gelir ezelden
beri. Başka bir ifade daha var ki bütün gönül kavramlarını kuşatıcıdır:
Gönül Dünyası… Mevlânâ’da hoşgörü, Yunus Emre’de sevgi, şairlerde aşktır
‘Gönül Dünyası’.
Gönül
Dünyası’nda çıkar ilişkileri, cinselliğin hayvani güdüleri yoktur. Gönülden
gönüle bir yol vardır. Gönülden gönüle duyuş ve düşünüş hayata anlam katar.
Gönülden
gönüle duyuş; kalp gözü açık olmak, yalnız insanın değil bütün canlıların hissiyatını
anlamaya çalışmak, dostun/dostların
ruhundaki cevelanı duyumsamaktır. Gönülden gönüle düşünüş; yaratılışın
hikmetine, varlığın sebebine, görev sorumluluğa müdrik olmaktır.
* * *
GÖNLÜMÜZÜ TİTRETEN ŞARKILAR
Ruhum, dinlediğim şarkının
melodisi içinde sesin ahengine göre şekilden şekle giriyor. Duygularım
çırpınırken gönlüm titriyor. Bedenim burkuluyor. Hüzün bulutları başıma
çöküyorsa da onu hemen özlem rüzgârları dağıtıyor. Derken koca bir hayat
birkaç saniye içerisine sığıyor. Ardından hemen uçuşup gidiyor. Ne yapmak
gerekir bilemiyorum. Düşüncemi bir yere getirebilsem belki cevabını
bulurdum. Dinlediğim müziğin “-insan doğarken ağlar” dizesine bir soru ile
takılıyor kafam: İnsanoğlu sonradan niye ağlıyor?
“Nasıl geçti habersiz”
şarkısının ahengine paralel bir armoni içinde iken, telgrafın tellerine
artık kuşların konmadığını, akasyaların çiçek açmadığını düşünebiliyorum.
Eski yeni birbirine karışıyor. Arzularımı bu şarkıların kelimelerinden
kurtaramıyorum. Ne müziğe ne kendime gelemiyorum. Başka bir şarkı altın
sesli bir sanatkârın dudaklarından “Dört mevsim içinde bir bahar olur”
nağmesiyle sihirli sözlere bürünmekte, gönül bahçemizden gönül şarkıları
sırayı izlemekte, gönül telimizi titretmekte. Sonra “kimseler gelmez senin
bağrı ateş feryadına” diye başlıyor sanatkâr. Bedenim mengeneye girip
çıkıyor o anda. Bestelerde tınılar, şarkılarda kelimeler dağılıyor bir
anda. Derken ağlamadan kaçarak,
bulunduğum ortamdan uzaklaşarak bahçeye atıyorum kendimi.
Temiz serin bir hava, fark
edilmeyi bekleyen güzel bir doğa. Şükür edası ile rahat bir nefes alır gibi
oluyorum.
|