Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 


Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.
Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.
Altında bir krater saklayan şehir.
Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi.
Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi
Hani Şam'dan bir şamdan getirecektin
Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine
Ruhları aydınlatan bir lamba
İfriti döndürecek insana:
Söndürecek canavarın gözlerini
İfriti döndürecek insana

Ve Kudüs'ü terkettiğin o ikindi
Birinci Cihan Harbi günü vakti
Kan sızdırıyor kaburga kemikleri
Karlı dağlardan indirdiğin atların
Bir evde perdeyi indiriyor bir kadın
Mahşerin perdesini kıyametin perdesini
Ağlıyor yere inen saçları
Göğü yırtan kefen beyazı elleri

Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir.
Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.
Yeşile dönmüş türbelerin demiri
Zamanın rüzgar gibi esen zehiriyle
Ve yatırlar patır patır kaçıyor geceleri
Boşaltıyorlar işgal edilmiş bir şehri boşaltır gibi
Kaçıyorlar Lut şehrinden kaçar gibi
Tuz heykele dönüşmemek için Tanrı gazabıyla
Susmuş minarelerin azabıyla
Yıkılmış cami kubbelerinin ıstırabıyla
Ve şehit kemiklerinin bakışı bir başka bakış
Artık burada taş bile durmak istemez
Ve ay'ı görmek istemez zeytin ağaçları
Eğilerek selamlamazlar hilali hurmalar
Artık ne Zekeriya ve ne İsa var
Sararmış bir tomar mı mucizeler
Ölülerin dirilişi şifa veren kelimeler
Ve ne de Miraçtan bir iz
Yerden yükselen kaya

Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri.
Bakır yaprakların, çelik göğdelerin, acımasız yüreklerin.
Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların.
Kurşundan çiçeklerin şehri.
Gülle kusuyor ana rahmi
Bomba parçalıyor beynini bebeğin
Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var
Uçak var gök yok utanç var
Ve kime karşı bütün bunlar
Masum insanlara karşı
Binlerce yıl oturdukları yurtta kalmak isteyenlere karşı
Ve kim tarafından bütün bunlar
Romanın, Babilin, Asurun ve Firavunların
Ve nice milletlerin zulmünü görenler tarafından
Zalime olan öcünü mazlumdan almak
Zalim olmak ve en zalim olmak
Ve artık ne İbrahim ne Yakup ve ne Musa var
Tersinden okunan Tevrat hükümleri
Karaya boyanmış Mezmurlar

Ve Kudüs şehri. İçiyle ve ruhuyla suskun
Göklere kaçmış hayaliyle
Bir pervane gibi ışığa uçmuş gönlüyle
Bir başka aleme göçmüş hakikati
Tanrı katına varmış
İki elini kavuşturup divana durmuş
Hüküm istemiş

Yeryüzüne yeryüzü kadısına
Hüküm ki:
Haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir

Ve haksız yere insan öldürenin cezası ölüm
Ve fitne, Arzı fesada verme, daha büyük suç adam öldürmekten

Fitne bastırılıncaya kadar savaşın!
Yeryüzünden fesat kalkıncaya kadar
Ey insanlık, ey insanlar
En gündüzden daha gündüz,
Hakikatten daha hakikat
Müslümanlar.

Sezai KARAKOÇ


Son Güncelleme (Perşembe, 14 Aralık 2017 13:52)

 

PostHeaderIcon CAHİLDEN MÜ’MİN OLMAZ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfEn iyi 

mehmet_aliAğır Ceza Mahkemesine ait bir dosyanın avukat olan bir kişi ile hukuk bilgisi olmayan herhangi bir şahsın okuması arasında ne kadar fark olduğunu kabul etmeyen yoktur.

Hiç bilen kimseler ve bilmeyen kimseler eşit olur mu? (Zümer 9)

İşte bunun gibi bilgin bir kişinin Kur’ân’ı okuyup incelemesi de çok farklı olacaktır.  Bilgin kişi, incelediği bu mûcize kitap ile Peygamber arasında bir ilişki kuramaz. Neden mi?

Bilgin kişi; Peygamberin o günkü yaşamındaki bilgi seviyesini, kişiliğini ortaya koyarak yaptığı araştırma sonucunda, Kur’ân’ın kesinlikle Peygamberin eseri olmadığını ilmen ispatlar ve bu gerçeği dünyaya ilân eder. İnatçı olan kâfirler ve müşrikler ise Kur’ân’ı incelemeden, okumadan ret ederler.

Kur’ân’a inandığını iddia edip de okuyup incelemeyenlere ise; “ONLARA KUR’ÂN YETMEMİŞTİR.” Mürselât sûresinin 50. âyeti ne kadar açık değil mi? Âyetleri ört-bas etmek için başka sözler arayacaklardır. Kur’ân’a alternatif olarak aradıkları sözleri o kadar çok sevecekler, o kadar çok kendilerini inananmaya zorlayacaklardır ki! İlim adı altında Yüksek İlâhiyat merkezlerinde kürsüler kurup, süslü sözlerle tezler hazırlayıp, dine yeni hükümler koyacaklardır.

Tarafsız bir gözle bu günkü Müslümanların durumuna bir bakalım mı? Bugünkü Müslümanlar Kur'ân’ı eline almadan, içerisindekini okumadan, ne yazdığını bilmeden, Peygamberle Kur'ân arasındaki bir ilişkiyi araştırmadan “Biz Kur'ân'a inanıyoruz” demektedirler. Böyle inanç olur mu? Okumadığı, bilmediği, içeriğine vakıf olmadığı şeyi bir insanın kabullenmesi akıl ve mantık dışıdır, yalandır. Bu kişiler sadece kendilerini ve toplumu aldatırlar.

Kur’ân’ı inceleyen bilginler ise gerçekten inanır. Bakınız Rabbimiz İsrâ sûresinin 107-108 inci âyetlerinde ne diyor? “Siz Kur’ân'a ister inanın, ister inanmayın; şu daha önce kendilerine bilgi verilenler; Kur’ân onlara okunduğunda onlar, boyun eğip teslimiyet göstererek çeneleri üstü kapanırlar. Ve “Rabbimiz her türlü kusurdan arınıktır. Rabbimizin vaadi kesinlikle gerçekleşecektir” derler. Bunu ancak kitap bilgisi olanlar itiraf edebilirler. 

Rabbimiz bu âyet ile nasıl bir mesaj veriyor? Müşriklere, Cahillere, İlgisizlere ve duyarsızlara; “İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN. İster ilgilenin, ister ilgilenmeyin. İster içini açıp okuyun, ister okumamakta direnin! diyor. Ama BİLGİN KİŞİ, Kur'ân’ı inceler ona inanır ve kendisini Allah’a teslim eder.

Bu arada yazı başlığındaki “cahil” sözcüğünün herhangi bir yanlış anlaşılmaya meydan vermemesi için anlamının açıklanmasında yarar vardır. Cahil, okuma yazma bilmeyen insan demek değildir. Lüzumsuz iş yapan demektir. Cahilin yaptığı işin ne dünyada ne de âhirette kendisine ve de başkalarına faydası yoktur. Boşa çalışır durur. Aynı rölantide çalışan otomobil gibi. 

Rabbimiz, cahil olmayanları bakınız nasıl tarif ediyor? Şüphesiz ki Kitap Ehlinden, Allah'a inananlar, size indirilene ve kendilerine indirilene –Allah'a samimiyetle saygı duyanlar olarak– inananlar da vardır. Onlar, Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. İşte onlar, ücretleri Rableri katında olanlardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.(Âl-i İmrân 199)

Kur’ân da, Ehl-i Kitap diye bildirilen Yahudi ve Hıristiyanların hepsinin bir olmadığı vurgulanmaktadır. “Hepsi bir değildirler. Kitap Ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir önderli topluluk vardır ki onlar, gecenin saatlerinde boyun eğip teslimiyet göstererek Allah'ın âyetlerini okurlar. Allah'a ve âhiret gününe inanırlar, herkesçe iyi kabul edilen şeyleri emrederler, herkesçe kötülüğü kabul edilen şeylerden vazgeçirmeye çalışırlar, hayırlarda da birbirleriyle yarışırlar. Ve işte onlar, iyi insanlardandırlar. Ve onlar hayırdan ne işlerlerse asla saklanmayacaktır/ karşılıksız bırakılmayacaklardır. Ve Allah, Kendisinin koruması altına girmiş kişileri en iyi bilendir.” (Âl-i İmrân 113-115)

Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak, bu âyetler ışığında özeleştiri yapalım. Rabbimiz Müslüman bir memlekette doğmuş olmamızın, bize bir ayrıcalık sağlamadığını, ana-babamızın bizlere koyduğu isimlerin önemli olmadığını, burada hayat sürüp öldüğümüzde ebedî hayatımızın Cennette olanlardan olduğumuz şeklinde bir garantiye inanmamamız gerektiğini bakınız kılavuz kitabımızda nasıl bildiriyor?

“Ey iman etmiş kişiler! Allah'a, Elçisi'ne, Elçisi'ne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaba ait gizli kapalı; endişe korku verecek bir şey bırakmayın. Ve kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve son günü örterse; tam açıklamazsa, kesinlikle o çok uzak bir sapıklığa sapmıştır.” (Nisa 136)

Genellikle biz bu âyeti “EY İMAN EDENLER İMAN EDİNİZ” çevirisi ile okur ve bu âyet ile ilgili olarak süslü cümleler ile anlatılanları kendimizden geçercesine dinler ve sonra da alışageldiğimiz yaşantımıza devam ederiz. Yukarıda meali verilen âyet ile Allah'a, Elçisi'ne, Elçisi'ne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaba ait gizli kapalı, endişe korku verecek bir şey bırakmayın, kafanızda bir takıntı kalmasın mesajı verilmektedir. İmanın temel öğelerinin bütünüyle yerine getirilmesinin gerekliliği bildirilmektedir. İman edebilmek için Kur’ân’ın A’dan Z’ye kadar incelenmesi gerekli olduğu ifade edilmektedir.

İmanımızın gerek bu dünyada, gerekse âhiret hayatımızda işe yaraması için hiç üzerimize alınmadığımız (“bu âyetler Hıristiyanlar içindir” aldatmacası.)  Âl-i İmrân 113-115. âyetlerindeki gibi cahil olmayan bilgili mü’minlerden olmamız için Rabbimizden hepimize gayret vermesini dilerim.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz

Em. C. Savcısı

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 04 Aralık 2017 10:43)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün710
Dün1298
Tüm Zamanlar4265925
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 79 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2633
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?