Oyhan Hasan
BILDIRKİ
1947 Haziranı’nda Bağarası’nda doğdu. İlkokulu doğduğu yerde, ortaokul ve liseyi Aydın’da okudu. Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü (1971), AÜAÖF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1991) yıllarında bitirdi. İlk görevine Kastamonu-Cide-Şenpazar’da başlayan yazar, daha sonra birçok okulda çalıştı. Söke İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görevliyken, Kuşadası Atatürk İlköğretim Okulu’na kendi isteğiyle gitti. Daha sonra Kuşadası Kaya Aldoğan Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinde de bulundu. Burada çalışırken (1997) emekli oldu.
Evli ve iki çocuk babası olan yazar, 1962'den bu yana Aydın, Söke ve Kuşadası yerel gazetelerinin yanında, (1969) ülkemizin ünlü edebiyat dergilerinde şiir, hikâye ve eleştirileriyle yer aldı. Ahmet KABAKLI’nın “Türk Edebiyatı Dergisi” hikâyecileri arasında gösterdiği Bıldırki, ilk ününü Hisar Dergisi’nde yayımlanan eleştiri ve hikâyeleriyle yapmıştır. Hisar’da yayınlanan ilk hikâyesinin “Şeftali Çiçekleri” olduğunu biliyoruz. Türk Edebiyatı’nda yayınlanan ilk hikâyesi de “Rüyâlar Gerçek Olsa” adlı hikâyesidir.
Bursa Eğitim Enstitüsü’nde okuduğu sıralarda, Alaaddin Korkmaz ile birlikte, “Bursa’da Zaman” adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Söke’de yayın hayatını sürdüren Beşparmak ve Sarızeybek dergilerinin hem kurucusu, hem de isim babasıdır.
Bıldırki, çeşitli eleştiri, şiir ve hikâyelerini, başta Hisar dergisi olmak üzere; Fikir ve Sanatta Hareket, Şafak, Adımlar, Alkım, Bursa’da Zaman, Doğuş Edebiyat, Töre, Millî Eğitim ve Kültür, Millî Eğitim, Millî Kültür, Gülpınar, Dolunay, Çağrı, Yiğit Efem, İnanç, Tarla, Öncü Edebiyat, Türk Edebiyatı, Türk Dili, Antoloji, Balova, Sevgi Yolu, Tay, Alkış, Sarızeybek ve Beşparmak dergilerinde yayınlatmıştır.
Çeşitli mahlaslar kullanarak köşe yazıları da yazdı. RESİMLİ TÜRK EDEBİYATI Devirler, İsimler, Yorumlar adlı ansiklopedi yazarları arasına katıldı.
“Bir Bıçağın Keskin Ucu” hikâyesiyle “Töre Hikâye Yarışması”nda (1980) üçüncülük ödülü alan yazar, daha sonra 1995 yılında “Kar Üstünde Kan Damlası” adlı hikâyesiyle de “Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması” seçiciler kurulu özel ödülünü ve l996 yılından başlamak üzere üst üste üç defa da yıl içinde yayımlanan hikâyelerinin değerlendirilmesi sonucunda Aydın Gazeteciler Cemiyeti Hikâye dalı birincilik ödülünü aldı. 2007 yılında Söke’de “Yılın Şairi” seçildi.
Şiirlerinde "Şiir bizim insan yanımız." görüşünü öne çıkaran Bıldırki, aşk ve umut şairidir. Hikâyelerinde yaşadığımız hayat sımsıcak bir üslupla karşımıza çıkar. Bazı hikâyelerinde Dede Korkut ağzını kullanır. Bu yüzden ona "modern destan yazıcısı" diyenler de vardır.
Yazarın, radyo ve televizyon dallarında da çeşitli çalışmaları vardır.
Yazarın basılmış eserleri:
Liseden Sesler (Şiirler, İzmir-1964)
Dönülmez Yol (Roman, Aydın-1964)
Koçaklar (Millî Hikâyeler, Kutluğ Yayınları, İstanbul-1975)
Üçüncü Günün Öğlesi (Hikâyeler, Doğruluk Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., Birinci Baskı, İzmir-1986)
Bir Başka Şafak (Hikâyeler, ISBN 975-11-0230.8, MEB Öğretemen Yazarlar Dizisi: 45, Millî Eğitim Basemevi, İstanbul-1988-1992-1994)
Gün Çarığı Sıkınca (Hikâyeler, Doğruluk Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., İzmir-1990)
Atatürk Aramızda (Seçme Şiirler, Reform Matbaası, İzmir-Mayıs 1991)
Bütün Fidanlar Sımsıcak (Şiirler, ISBN 975-11.0780-6, MEB Öğretemen Yazarlar Dizisi: 112, Millî Eğitim Basemevi, İstanbul-1994)
Ceylan Gözlüm (Şiirler, Özen Ofset Matbaa & Cilt Tesisleri, Aydın-Ekim 1997)
Dil Çerezleri (Araştırma, Aydın-Ocak 1999)
Bulutlar Pusuda (Şiirler, Damla Ofset & Ofset Dijital Baskı Merkezi, Söke-2006)
El Değmedik Sevdalara Uyanmak (Şiirler, Kitap Atelyesi Yayınları Şiir Dizisi: 47 Birinci Baskı, Ankara-2007)
Çanakkale Destan Destan (Nehir Roman, ISBN 978-9944-0153-0-1, Alperen Yayınları,Kolalı Matbaası, Aydın-Ocak 2008)
Gökyüzü Yeniden Mavileşir (Şiirler, Kitap Atelyesi Yayınları Şiir Dizisi: 55 Birinci Baskı, Ankara-Mart 2008)
ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER:
Akşam Olmadan
Önümde gideceğim yol duruyor,
Sevgi yolu yanında uzanıyor.
Haydi seç seçebilirsen birini;
Kaderim mi ne, beni bırakmıyor?
Biri var beni çağırır durmadan,
Gözlerinde bin bir umut parıldar.
Biliyorum kalbimdeki anahtar;
Sevgi kapılarını tek tek açar.
Gece dolunay kesiliyor görsen,
Güneşle bir duygularım atlanmış…
Kafdağı’na doğru uçuyor bilsen,
Aklım zindanda, gönlüm kanatlanmış!
Zor çağlar geçti, mor çağdayız şimdi,
Sevda nedir bilir olmuş gönlümüz.
Seninle birlikte yoldayız şimdi;
Birer birer açar solmuş gülümüz.
Önümde gideceğim yol duruyor,
Biri var beni çağırır durmadan.
Aklım zindanda, gönlüm kanatlanmış;
“Keşke”siz günlere akşam olmadan!
9 Ağustos 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Aşk Desem Az Gelir
Gariptir bende bir resmin bile yok
Gülsuyuna batırılmış mektupların da yok
Ama beni sana, seni bana bağlayan bir şey var
Aylar geçtikçe büyüyen, ölümsüzleşen
Sıcaklığı ilk gençlik günlerimize kadar uzanan
Aşk desem az gelir, karasevda belki
Bu şarkılar ne böyle sensiz dinlediğim
Hepsi de hasret ateşiyle boyanmış sanki
Yüreğimi kabartıyor, gözlerimi yaşartıyor
Oysa bak dolunay ve güneş ne kadar parlak
Öyleyse beni sana, seni bana bağlayan ne ki
Aşk desem az gelir, karasevda belki
Günüm günüme benzese de arada sen farkı var
Sensiz günlerimi takvimlerden çıkardım bu yüzden
Bu aramızdaki apaçık ortada sayısız yıldız gibi
İçimizden biri ötekisiz olamaz şimdi
Aylar geçtikçe büyüyen, ölümsüzleşen
Beni sana, seni bana bağlayan bir şey var aramızda
Aşk desem az gelir, karasevda belki
Sen orada, ben burada yalnızlığımızı içimizde yaşadık
Kalbimizde saf sevdamızın resmi
Ağaçta tek tek yaprağa, kayada mermere işlenmiş
Gökyüzünde renk renk açmış, öyle dillenmiş
Öyleyse beni sana, seni bana bağlayan ne ki
Demek aşk şarabı içsek de karasevdaya susadık
Gözlerimizdeki ışıktan, yüreklerimizdeki ateşten belli
Yolumuzun üstünde duran bir şey var şimdi
Seni bana, beni sana bağlayan gönüllü kelepçemiz
Aşk desem az gelir, karasevda belki
3 Ekim 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Av İzinde Bir Şahin
Şiir bir ebemkuşağı
Mavi, yeşil, sarı, kırmızı
Ansızın hayâl ufkumuzu kuşatır
Şiir henüz doğuma yatmış bir çiçek
Gonca gonca sancılar içinde
Hayata uzanır
Şiir cümle güzellikler aynası
Ürkek bir ceylanın katıksız sevdası
Yeşeren dallardaki umut
Kâh açılır, kâh kapanır
Akşam alacasının sancısını yaşar
Sabahın ilk ışıklarıyla şahlanır
Av izinde bir şahin olur uçar
Sayısız Kafdağları’nı aşar
Şiir parıldar
Sevgilimin gülen yüzünde
Damar damar kanımızda
Menekşenin morunda
Zamana yatırılmış karanfil kurusunda
Sınırsız gökyüzünün en ucunda
El değmedik sevdalara uyanır
Şiir duyup yazamadıklarımız
Kabaran öfkemiz, dirilen sevgimiz
İki dirhem, bir çekirdek
Fiyakamız
Şiir kavgada zehir zıkkım
Yedi ceddimize kurşun
Barışta havai fişeği
Şiir bizim insan yanımız
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Berikiler
Öyle ya
Sen çöğür şairisin
Ahlat dibinde yaşamalısın
Vatan millet Sakarya
Gerisi angarya
Gül dalındaki tıfıl kelebeğin rengini
Vefasızın bağlanmışlarını büyüleyen gözlerini
Ayaklanan tükenmez umutlar cengini
Silbaştan şiirleştirmek
Yakışır mı sana
Yağma yok
Denize nazır mercan köşklerde
Arada bir kuytu köşelerde
Çok zengin çilingir sofralarına kurulacaksın
Seçkin, ama en seçkin dostlarınla
Ezilmişler aşkına bozuk düzene
Sisli dağlar ardında tıkanıp kalan
Yola gelmez ele avuca sığmaz
Civelek mi civelek efsunkâr barış adına
Kadehler kaldıracaksın
Aydınlığa giden yol budur
Anlasana
Ey çöğür şairi
Çağının şaşırmışı, en zavallısı
Artık bırak şu kocamış ahlat gölgesini
Yak bir kerede sen çağdaşlık fenerini
Dizginlenmez küheylan atlar senin neyine
Hele sevda şarkıları söylemek
İyilik güzellik sevgi perisinin peşine düşmek
Sığar mı erkekliğine
Söyle bana
“Yumma gözün kör gibi” açıl saçıl
Adam ol da ölümüne ayağa kalk
Sen de bırak deli yüreğini ortalık yerde
Görmüyor musun
Bin bir surat cambazlar gösteride
Sen daha hangi yangınlardasın
Anlatsana
Yılanlar uyanalı dağlarda hürriyet kalmadı
Yokluk ve yoksulluk küfesi sırtımızda
Boynumuzda seçkinlerimizin ağırlığı
Hızır’ın muhteşem zili kapımızı çalmadı
Yakamızı bırakmadı gül sancıları
Gökyüzümüzü baştan uca tutan
Sayısız yıldız uykuda ay uykuda
Karanlıklardayız
Karanlıklarda
Ne yapmalı, ne yapmalı
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Kafdağı'nda Yıldız Yıldız Işıklar
Bana kesilen ceza, cezaların en güzeli
Çektikçe kalbim şenleniyor
Elimde sevdiğimin eli
Efsanemiz demleniyor
Allah’ım şükürler olsun sana
Ayrılıklar yakamı bırakmayabilirdi
Her gün günaydınlarla doğan güneşim
Gözlerime bakmayabilirdi
Nefes nefese sabahın serinliğinde
Gül dalındaki bülbülüm şakıyor
En güzel sevda şarkıları
Kalbime akıyor
El ele, göz gözeyiz bir tanemle
Sonsuz bir şarkının satırbaşında
Yepyeni umutlar heyecanlandırıyor bizi
Yakıp yıkan günler sabır taşında
Allah’ım şükürler olsun sana
Nefes nefese sabahın serinliğinde
El ele, göz gözeyiz bir tanemle
Kalbimiz vuslatın seherinde
Bir tatlı huzur kuşatmış ikimizi
Yüreğimizde delişmen ırmaklar çağlamıyor
Kafdağı’nda yıldız yıldız ışıklar
Melek ve Şehzade ağlamıyor
Senede bir günler geride kaldı
Allah’ım şükürler olsun sana
Gurbet günlerimiz yaşanmamış bir masaldı
Bir tanem anlasana
Elimde sevdiğimin eli
Efsanemiz demleniyor
Bana kesilen ceza, cezaların en güzeli
Çektikçe kalbim şenleniyor
12 Nisan 2007
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Kan Uykusu
İkindi geçince
Yavaş yavaş çöken akşamın sesini
Kısa aralıklarla duyarsınız
Bu ülkede
Bazen kara bulutlar siler gökyüzünü
Arada bir bereket olup yağar
Telgraf tellerinde tüneyen kuşlar
“Gelecek ne zaman?” diye sayıklar
Umut bağladığımız bu kaçıncı yağmur
Bak işte şimdi sicim sicim yağıyor
Utancından çatlayan toprak
Dirilip şahlanmak için mis gibi kokuyor
Ötede al yazmalım vurgun yemiş
Elleri böğründe Mehmet’im
Nice karlı dağların çilesini çekmiş
Serin serviler altında yatıyor
Beride Çırağan’da masal düğünler
Sosyete eğleniyor
Yediden yetmişe milletimin saf dilekleri
Kan uykusuna yatmış demleniyor
Baba ekmek peşine düşmüş gurbette
Ana kız evde, hem arkasız, hem aç
Sokaklarda çengi köçek çeteler
İlk adımıyla birlikte bebeler ölüyor
Bütün değerlerimiz elde bir
Kim kime, dum duma günlerdeyiz
Hazırla küheylanımızı kömür gözlüm
Alıp başımızı Kafdağı’na gidelim
Gerekirse bu garip ülke için
Birlikte ölelim
Yıllar var ki nedense
Benim ülkemde sabah olmaz
Yaşanır hep akşamlar
“Yaşasın kahramanlar!
Yaşasın kahramanlar!”
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Olsaydım
O atlardan tekinin binicisi olsaydım
Düşmana çalardım, basardım kılıcı
O atlardan tekinin sürücüsü olsaydım
Düşmana kan kusturur, bildirirdim acıyı
Atlılar, giden atlılara katıldılar
Atlılara katıldılar giden atlılar
Nal seslerinde dünya titrer gibi
Çanakkale ufkuna aktılar, aktılar.
O atlardan tekinin binicisi olsaydım
Düşmana kan kusturur, bildirirdim acıyı
O atlardan tekinin sürücüsü olsaydım
Yok sayardım sancılı dünyayı
Akından akına ben de koşardım
Düşman tek tek düştükçe
Yerimde duramaz oynayıp coşardım
O atlardan tekinin binicisi olsaydım!
Atlılar, giden atlılara katıldılar
Atlılara katıldılar giden atlılar
Gördükçe kıskandım, tutamadım
Atlılara katıldılar giden atlılar
Atlılar, giden atlılara katıldılar
Nal seslerinde dünya titrer gibi
Çanakkale ufkuna aktılar, aktılar...
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Sarkaç
En güzel gelgitlerde sarkaç
Hem gelir, hem gider
Bir o yana, bir bu yana
Açılır mor sümbüller gibi
Gök maviliğince tükenmez
Yüreğinde yaşamak sevinci
Bozgunların sonsuz akınlarında
Öfke sellerine kapılıp desen
“Artık bu acıyla yaşayamam ben”
Yalan
Gün gelir alışırsın
Daha beter acılarla yaşamak için
Yakası açılmadık umutların peşinde
Yola koyulursun
Uçtan başa
Taş kesilse de yüreğin
Bayrak bayrak donatırsın gökyüzünü
Sanki hiçbir şey olmamış gibi
Yepyeni sevdalara
Haberin bile olmaksızın
Bağlanırsın
Yüreğin sevdaların en tükenmezinde
Nice yokuşlara bayrak açar
Bir o yana, bir bu yana
Şimdi en güzel gelgitlerde sarkaç
Umutlarını yele verse
Bütün yolları tutsa da kırk haramiler
Duyguların yeniden ayaklanır
Açılır mor sümbüller gibi
Yüreğinde yaşamak sevinci
Gök maviliğince tükenmez
Kim bilir kaçıncı sil baştanlara
Yeniden başlamalara
Umut yüklü baharlara
Anaç kuşlar gibi kanat çırpar
Kanat açar
Yüreğinde yaşamak sevinci
Açılır mor sümbüller gibi
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Uygur Ülkesinde
Çin Seddi’ndeyiz canım,
Yeşil ve sisin tam ortasında
Ata yurdumuz uzanıyor az ötede
Sanki avuçlarımızda
Birkaç çekik gözlü bize bakıp gülümsüyor
Belki de bu yaşta, bu sisin arasında
Bunların ne işi var burda diye düşünüyor
Bakışları ikimizde kaşla göz arasında
Biz iki yorgun savaşçı sislerin tam ortasında
Ufka bakıyoruz sanki bir şey arar gibi
Yanı başımızda tanıdık bir ses merhaba diyor
Hasretle hatırımızı sorar gibi
Birdenbire sayısız atların akını başlıyor
Sedlere vurdukça nal sesleri yankılanıyor
Göz bebeklerimizde bayrak açmış Hun çerileri
En önde geleni Kürşat’tı sanki
Kuleden kuleye savaş boruları yeniden öttü
Kum gibi Çin askeri doldurdu seddi
Dağlar ayaklandı yeniden
Güzelim güneş battı
Nasılda unuttuk dolunayı
Görüyorsun peşimizden gelmiş
Sevdalı yüreklerimizi aydınlatmak için
Dağların en yücesidir dememiş yükselmiş
El ele tutuşmuşuz, ellerin ne sıcak
Omuz omuzayız, gözlerimiz ufukta
Çin seddi uzadıkça uzanıyor
Ayaklarımızın altında
Dudaklarımızda aynı şarkı
“Bu aşka canımı adayacağım” diyoruz
Bir dua olup çıkmış gibi
Çin seddinin her karesine yazıyoruz
Sonra bir Uygur sofrasında
Tahta kaplar içinde
Şükür niyetine dostlarımızla birlikte
Çorbamızı içiyoruz
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Yıldızlar Yine Gökyüzünde Kalacak
Yıldızlar yine gökyüzünde kalacak
Arkamızdan belki birkaç kişi ağlayacak
Sonra sonra adımız da unutulacak
İşte ölüm bu!
Zehir zıkkım sevgiler yorgan döşek
Sanki hiç yaşanmamışa dönecek
Kim ne diyecek, kim ne söyleyecek
Zaman azgın atlar gibi yarıştıkça
Teker teker her şey unutulacak
İşte ölüm bu!
Suya inen yavru ceylanın üstüne ansızın
Bir aslanın gölgesinin düşmesi
Top tüfek sesleri arasında kalmış çocukların
Yeni sabahları bir daha görememesi
Can anaların dinmez gözyaşları
Kırılan umutların inleyen şelalesi
İşte ölüm bu!
Çölde suya hasret bir lale
Tutuşmuş bir sevdanın türküsünü söylüyor
Gölde can evinden vurulmuş bir suna
Son umudunun peşinden koşuyor
Yeniden ayaklanıyor gönlümün sızısı
Hava zindan, gökyüzü kan kırmızısı
İşte ölüm bu!
Gün olur kar kuşları ateş topuna dönerse
Irak bataklıklarda henüz ayaklanmış bebeler yiterse
Vurgun yemiş anaların bağrında evlât acısı
Filize durmuş sayısız umut çiçekleri
Ah, şu kahrolası barış türküleri
Ah, şu kahrolası barış türküleri
Yeni dünyanın korkusuz çobanı
Meydanlara inmiş çağdaş kelle avcısı
Yeniden, yeniden ayaklanıyor gönlümün sızısı
Hava zindan, gökyüzü kan kırmızısı
İşte ölüm bu!
Savaşın kör topal tüyü bitmedik çocukları
Sanki uçsuz bucaksız arpa tarlası
Yakıver gitsin, yakıver gitsin
Savaşlar da bitsin,
İnsanlık da bitsin!
Yüzyılın bağrında zehirli hançer sızısı
Hava zindan, gökyüzü kan kırmızısı
İşte ölüm bu!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Yüreğim Yunus'tan El Almış
Neye baksam, ne yapsam sevgidir gördüğüm
Sevdanın şairi olup çıktım bu ara.
Gergefimde yıllar var ki tel tel ördüğüm,
Ne varsa sevdadır düşen mısralarıma.
Sevgiye açık kapılarım,
Yüreğim Yunus’tan el almış…
Elimi uzattım bak işte
Ötesi sana kalmış.
Papatyanın tacında saydığım sevgi,
Pembe laleye düşen çiy tanelerinde sevgi,
Gündüz gökyüzünde, gece saman yolunda
Işıldayıp duran sevgi,
Sana nazar mı değdi?
Yedi renginden her biri birimizi büyülüyor,
Gökkuşağı boşuna görünmez diyorum.
Nerden çıktı bu soysuz savaş, neden bitmiyor?
Gözleri ceylan çocuklar ölüyor biliyorum.
Barış da sevgiymiş, öyle diyorlar
Acaba hayâl ülkemizde mi saklı?
Nedense ortalıkta görünmüyor…
Sevgi bayraklarının boynu bükük
Dalga dalga gülmüyor.
Sevgiye açık kapılarım,
Yüreğim Yunus’tan el almış…
Sevdalı gönüller, insan gibi insanlar;
Unutulmuş, masallarda kalmış!
16 Ağustos 2006
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Öp Beni
Yanaklarım kıpkırmızı, seninki tozpembe,
İlk yangın o gün düştü yüreklerimize.
Sevda alevlerinin izi dudaklarımızda,
Bir mutluluk şarkısıdır parlıyor gözlerimizde.
Havada hasret kokusu var,
Hiçbir dalda tek yaprak kıpırdamıyor.
Herhangi bir Haziran'ın bildik Çarşambası'nda
Beklediğim biri var.
Gencecik yaşta, körpe umutlarımın şafağında
Kalbim gümbür gümbür atıyor...
Kulağım kirişte, kapılarda gözüm;
Ürkek bir ceylan gibi yâr geliyor.
İlk buluşmamız, ilk heyecanımız,
Deli taylar gibi koşuyoruz şimdi.
El ele, diz dize, hem de göz gözeyiz...
Yaklaş canım, bir tanem daha yaklaş
Zaman duracak, kanımız donacak...
Bekleme öyle, yaklaş bana daha yaklaş,
Gönül sarayımın kapıları açık, gir içeri.
Şimdi ilk buluşma vakti:
Öp beni.
Ürkek bir ceylan gibiydin sen o gün,
Heyecandan ölecektik.
Deli taylar gibi nefes nefeseydik...
Zaman dondu, hiçbir saat çalışmıyor;
"Olmaz!" deyişler ilkin, sonra göz yummalar
Siniyor hikâyemizin her karesine.
Sen de siniyorsun,
Başını yaslıyorsun göğsüme,
Ellerim dolaşıyor saçlarında.
Bak gözlerime ne olur?
Ne olur bak gözlerime?
Kapatma gözlerini öyle,
En güzel sarkacındayız yaşamanın şimdi;
Öp beni.
Hava sıcak mı sıcak, yaprak kıpırdamıyor
Damar değil sanki bileklerimizdeki.
Umuda yüklü kalplerimiz küt küt atıyor,
Nefesimiz duracak,
Zaman donacak...
İlk öpüşün arifesindeyiz şimdi:
Yaklaş, haydi yaklaş
Bak gözlerime,
Öp beni.
Rüyâda mıyız ne?
Saçlarında papatya kokusu,
Anlımda ter.
Yanaklarım kıpkırmızı, seninki tozpembe...
Bin bir renge boyanmış umutlarımız,
İlk utanmaların izi düşmüş yüzümüze.
Sımsıcak bir şey kuşatmış ikimizi:
Şimdi kavuşma vakti.
Uzat dudaklarını,
Öp beni.
İlk yangın o gün düştü yüreklerimize,
Sevda alevinin baskını dudaklarımızda.
İlk heyecanımız yanaklarımızda pembeleşti...
Bir daha, bir daha derken
Akşamın rengi göründü dal uçlarında.
Mutluluktan uçuyoruz.
Haydi bir daha, bir daha;
Öp beni.
Sana bir sır vereyim, sır vereyim sana...
Yaklaş biraz.
Şimdi kavuşma vakti;
Yeniden öp beni.
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Gölgelice Kaba Ağaç
Gölgelice kaba ağaç,
Kerem dibinde konakladı mı?
Kalem kaşlı Han Aslı uğruna,
Ah vah edip ağladı mı?
Gölgelice kaba ağaç,
Ferhat sana uğradı mı?
Yavru ceylan Şirin için,
Külüngünü salladı mı?
Gölgelice kaba ağaç,
Karacaoğlan'ı bildin mi?
Onca güzel, bunca Suna adına,
Yanık türkülerini dinledin mi?
Gölgelice kaba ağaç,
Miskin Yunus'u tanır mısın?
Erenler, evliyâlar aşkına,
Çiçek çiçek yanar mısın?
Gölgelice kaba ağaç,
Gönlümde tufan tufan duygular.
Kim bilir nerde, hangi köşede,
Sazlarda tel tel Dedem Korkut ağlar!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Yürekteki Sancı
Yürekleri küçük, ceplerine düşkün
Şanı büyük ünlülerimiz
Hayâllerimizi çaldılar
Kasa masa yalnız onlarda var
Değişim denilen şeyi sadece onlar bilir
Onlar
Zavallı ülkemin şanı büyük ünlüleri
Onlar el ele, kol kola
Hayâllerimizi çaldılar
Her konuda katkıya mahkûm halkım
En ateşli sınırlarda meydan okur ölümlere
Dayanır en çetin olumsuzluklara
Alnında kaderi olan o muhteşem yazı
Kriz kapılarında
Sürünür babam sürünür
Ne yana dönsen, neye baksan
Bütün satırbaşları halk adına açılır
Sıkıştırılır parantez aralarına
Tükenmez kazıklar
Yeni günler için umutlar ünlemleşir
Sorular, bulutların ardına gizlenir
Bu kaçıncı düğüm, bu kaçıncı ilmik
Kırkıncı mı, yüz kırkıncı mı
Hangi Fatih çıkıp soğutacak
Yürekteki sancımı?
Oyhan Hasan BILDIRKİ