YUNUS EMRE’DE SEVGİ (*)

                                                                        Naci GÜMÜŞ

 

Gönül iklimi’nin sevgi atmosferinde hepinize selam,

            selamların özü gül selamı, sevgi selamı...

            İlk insanın yaradılışından beri insanı içten içe saran, bütün canlıları besleyen manevi gıda olarak “SEVGİ” günümüze dek ilahi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva, aşıklara vefa kaynağı oldu.Kıyamete kadar da hayatın dinamizmi sevgi olacaktır.”Diriliş”e sebep ,murad’a  götürecek  hedef,

Yine hep sevgi olacaktır.İnsanın Allah’a yönelişi,yalnız O’nun, yalnız O’nun  hasretiyle yelkenler açması, duygularının kanatlanması; sevgi, sevgi ve sevgidendir.Çünkü Allah insanı yeryüzünün en şerefli mahluku olarak severek yaratmıştır.Mecnun!un destanlaşması, Emrah’ın kalıcılığı, Kerem’in takati, Ferhat’ın dağlar delmesi ve yüzlerce aşk kahramanlarının, binlerce versiyonda görülmesi ruhlarının sevgiyle mayalanmasındandır.

            Çöller ve bozkırlar, toprağın bağrındaki tohumlar yağmura ne kadar muhtaçsa,çağın bunalttığı insanoğlu da sevgiye o denli muhtaçtır.Sevgi yoksunu ruhların yükselmesi imkansızdır.Çiçekler ve kelebekler, güller ve bülbüller sevgiyle gerilir, kuşlar sevgiyle uçuşur.Bebekler annenin şefkat dolu kucağında  sevgiyle büyür.Gönüller kapısının anahtarı sevgidir.Mutluluğun, huzurun ve güvenin şifresi bu kelimedir.

            İnsan ile Sevgi arasındaki münasebet neyse, Yunus ile Sevgi o kadar özdeştir.Sevgi denince hemen hemen ilk akla gelen Yunus Emre’dir.Yaradılışın  manasını nasıl sevgide buluyorsak , insanlık sevgisini de  Yunus’ta buluyoruz.Horasan’dan kopup gelen sevgi yumağı, Anadolu peteğine dolan bal gibidir Yunus Emre...

            İnsanları ilk önce gönüle çağırarak;

            “Gönül Çalab'ın tahtı

            Çalab gönüle baktı”

Diyen Yunus Emre,

            “ben gelmedim daevi için

            benim işim sevi için

            dostun evi gönüllerdir,

            gönüller yapmaya geldim”

diyerek insanları gönülden ağırlamakta, dili ile, üslubu  ile iletişim kurarak gönüllere sevgi nakşetmektedir.

            “Elif okuduk öttürü,

            Pazar eyledik götürü

            Yaratılanı hoş gördük,

            Yaratandan öttürü...”

Dörtlüğü  bile yalnız başına O’nun  dünya görüşünü, insanlık sevgisini anlatmaya yeterdir.İnsanlar arsında fark gözetmediğini;

            “Yetmiş iki millete bir göz ile bakamayan,

            Şer’in evliyasıyla hakikatte asidir” beytiyle anlatırken ayrımcılık yapanların, renk dil, ırk ayrımı yapanların Müslüman gözükseler de Allah’a karşı gelmiş sayılacaklarını ima eder.

            Asırlardır Türk milletinin gönlünde yaşayan, adı,şiirleri dilden dile dolaşan  Yunus Emre sadece bir şair değildir.Ermişliğinin yanında derin bir tefekküre sahip,hakka çağıran bir gönül eridir.Yunus’ta engin ve zengin bir sevgi vardır.O, “sevelim sevilelim” derken bunu fizikötesine taşırır ve “Yaratılanı sev yaratandan öttürü “ mısrasıyla, fani varlıkla mutlak varlık arasında metin bir köprü kurar.

            “Gözsüze fısıldadım, sağır sözüm anladı

              Dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü”

Demekle bu sevginin dışında kimseyi bırakmıyor.Ve Yunus aşıktır.Öyle ki aşk ile her şeyin  son bulacağına inanır:

            “-Aşk gelecek cümle eksikler biter”

            Yunus’un sevgisi toplum varlığından uzak pasif anlamda bir duygu değildir.Ne dediğini, nereye varmak istediğini gayet iyi bilir:

            “Fukara kalbine her kim dokuna

              Dokuna sinesi Allah okuna...”

            Yunus’a göre aşk yalnız Allah’a yönelmektir.

            “Cennet Cennet dedikleri,

            Birkaç köşkle birkaç huri

            İsteyene ver onları

            Bana seni gerek seni..”

mısralarında sevgi adına Allah’ı arzuladığını ve kendini aştığını anlıyoruz.”Allah Sevgisi”ni  ibadet olarak gören Yunus’a göre; insanlar sevilmelidir, çünkü ruh yönüyle Allah’tan gelme varlıklardır.

            “İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer

             Aşkı olmayan gönül bir kara taşa benzer”

            Yunusun dünyası sevgidir, Ona göre hayatın gayesi, hikmeti de sevgidir.Allah sevgisi..İnsan bu sevgiyi kainatta her varlıkta  müşahade  edebilir.Onun için Yunus’un dünyasında  varlıklar önemli bir yer tutar.Bilhassa bitkiler içinde çiçek, mevsimler içinde bahar  apayrı b,ir yer tutar.Gül bu baharda gülüverir:

            “Varam  ol dosta kul alam hem açıluban gül olam

            Hem ötüp bülbül olam, turağım gülistan ola...” ve bu gönül dünyasında:

            “Hep baharlar açılır,

            Tesbih okur çiçekler

            Biribirinden seçilir

            Tesbih okur çiçekler”

Ve bu güzellik içerisinde;

            “Zerrin çiçek zikreder

            Mor menekşe şükreder

            Cümle bağlar, bahçeler

            Tesbih okur çiçekler..”

            Bu güzel adamın, bu güzel sesi Hadid Suresindeki “-Göklerde ve yerlerde  ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder.Aziz ve Halim olan Odur.Gökleri ve yerlerin hakimiyeti Onundur.Diriltip yaşatan O’dur.O her şeye kadirdir.”Ayeti’nin tebliğidir.

            Yunus bu mısraları insanlara ebedi hayatı kazandırmak için , iki dünya mutluluğuna götürecek bir yol açmak için okumaktadır.

            “Vatan bize Cennet dürür, yoldaşımız ol Hak dürür

              Haktan yana yönelerek diğer yollar dardır bize”

                        .................................................................................................

            Yunus Emre sevgisinin günümüze taşınmasında , Onun tesirinde kalan şairlerin büyük bir payı vardır.Daha Yunus hayatta iken başlayan bu tesir  günümüze kadar gelişerek devam etmiş, edebiyatımızda bütün akımların  dışında bir “Yunus Emre Mektebi” oluşmuştur diyebiliriz.Bu mektepte  talebe(öğrenci) şunu şiar edinecektir:

            “İlim ilim bilmektir, ilim kendün bilmektir

             Sen kendini bilmezsen  ya nice okumaktır”

            İlmin de , ibadetin de insanı nefsin kölesi olmaktan kurtarması gerekir.Kişinin bu olgunluğa erişmesini  engelleyen kibir, gurur ve  kindir.Yunusa göre kuru bilginin  manevi bakımdan kimseye faydası yoktur:

            “Alimler kitap düzer karayı aka yazar

             Gönüllerde yazılır bu kitabın suresi”

Yani gerçek bilgi aşk kitabından okunan  bilgidir.Bu bilginin talim yeri Aşk medresesi, ders vereni Allah’tır.İşte bundan dolayıdır ki  Yunus Emre kendini okuma-yazması olmayan biri gibi  göstermiştir.Bu ondaki alçak gönüllülüğün, tevazuunun yansımasıdır.Fakat Onun çağrısı  Anadolu’yu aşarak dalga dalga dünyaya yayılmış, 1991 yılında “Dünya Sevgi Yılı”na hatırlanacağı üzere mührünü vurmuştur.Şiirlerinden Arapça ve Farsça’yı bildiğini anladığımız Yunus Emre xııı.yy.da  Anadolu’da yeni bir edebiyat dilinin doğuşunda önemli rol oynamıştır.Risalet-ün Nushiyye ve Divan olmak üzere

İki eseri bilinmektedir.

            Yunus ötelerin şairidir.Sevgili burada değil, ötelerdedir.O bir savaş kahramanı değil, barış ve aşk kahramanıdır.

            Özetin özeti olarak diyebiliriz ki Yunus Emre’nin dünyası sevgidir.Sevgi hissi de  insana yaradılışla verilmiş ebedi bir histir.Zaten yaradılışın  esası iman ve sevgidir.

            Sevgi, sevgi, sevgi...

---------------------------------------------------------

(*)1991 Yunus Emre Sevgi Yılı münasebetiyle  İzmir il Kültür Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu bir program çerçevesinde  vermiş olduğum konferans metninin kısaltılmış özetidir.

 

 

MEHMET NİYAZİ MİSRÎ || KÜLTÜR SANAT VE EDEBİYAT || ANA SAYFA