YUNUS EMRE’DE
SEVGİ (*)
Gönül iklimi’nin sevgi atmosferinde hepinize selam,
selamların özü gül selamı, sevgi
selamı...
İlk insanın yaradılışından beri insanı
içten içe saran, bütün canlıları besleyen manevi gıda olarak “SEVGİ” günümüze
dek ilahi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva, aşıklara vefa kaynağı
oldu.Kıyamete kadar da hayatın dinamizmi sevgi olacaktır.”Diriliş”e sebep
,murad’a götürecek hedef,
Yine
hep sevgi olacaktır.İnsanın Allah’a yönelişi,yalnız O’nun, yalnız O’nun hasretiyle yelkenler açması, duygularının
kanatlanması; sevgi, sevgi ve sevgidendir.Çünkü Allah insanı yeryüzünün en
şerefli mahluku olarak severek yaratmıştır.Mecnun!un destanlaşması, Emrah’ın
kalıcılığı, Kerem’in takati, Ferhat’ın dağlar delmesi ve yüzlerce aşk
kahramanlarının, binlerce versiyonda görülmesi ruhlarının sevgiyle
mayalanmasındandır.
Çöller ve bozkırlar, toprağın
bağrındaki tohumlar yağmura ne kadar muhtaçsa,çağın bunalttığı insanoğlu da
sevgiye o denli muhtaçtır.Sevgi yoksunu ruhların yükselmesi
imkansızdır.Çiçekler ve kelebekler, güller ve bülbüller sevgiyle gerilir,
kuşlar sevgiyle uçuşur.Bebekler annenin şefkat dolu kucağında sevgiyle büyür.Gönüller kapısının anahtarı
sevgidir.Mutluluğun, huzurun ve güvenin şifresi bu kelimedir.
İnsan ile Sevgi arasındaki münasebet
neyse, Yunus ile Sevgi o kadar özdeştir.Sevgi denince hemen hemen ilk akla
gelen Yunus Emre’dir.Yaradılışın
manasını nasıl sevgide buluyorsak , insanlık sevgisini de Yunus’ta buluyoruz.Horasan’dan kopup gelen
sevgi yumağı, Anadolu peteğine dolan bal gibidir Yunus Emre...
İnsanları ilk önce gönüle çağırarak;
“Gönül Çalab'ın tahtı
Çalab gönüle baktı”
Diyen
Yunus Emre,
“ben gelmedim daevi için
benim işim sevi için
dostun evi gönüllerdir,
gönüller yapmaya geldim”
diyerek
insanları gönülden ağırlamakta, dili ile, üslubu ile iletişim kurarak gönüllere sevgi nakşetmektedir.
“Elif okuduk öttürü,
Pazar eyledik götürü
Yaratılanı hoş gördük,
Yaratandan öttürü...”
Dörtlüğü bile yalnız başına O’nun dünya görüşünü, insanlık sevgisini anlatmaya
yeterdir.İnsanlar arsında fark gözetmediğini;
“Yetmiş iki millete bir göz ile
bakamayan,
Şer’in evliyasıyla hakikatte asidir”
beytiyle anlatırken ayrımcılık yapanların, renk dil, ırk ayrımı yapanların
Müslüman gözükseler de Allah’a karşı gelmiş sayılacaklarını ima eder.
Asırlardır Türk milletinin gönlünde
yaşayan, adı,şiirleri dilden dile dolaşan
Yunus Emre sadece bir şair değildir.Ermişliğinin yanında derin bir
tefekküre sahip,hakka çağıran bir gönül eridir.Yunus’ta engin ve zengin bir
sevgi vardır.O, “sevelim sevilelim” derken bunu fizikötesine taşırır ve
“Yaratılanı sev yaratandan öttürü “ mısrasıyla, fani varlıkla mutlak varlık
arasında metin bir köprü kurar.
“Gözsüze fısıldadım, sağır sözüm
anladı
Dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü”
Demekle
bu sevginin dışında kimseyi bırakmıyor.Ve Yunus aşıktır.Öyle ki aşk ile her
şeyin son bulacağına inanır:
“-Aşk gelecek cümle eksikler biter”
Yunus’un sevgisi toplum varlığından
uzak pasif anlamda bir duygu değildir.Ne dediğini, nereye varmak istediğini
gayet iyi bilir:
“Fukara kalbine her kim dokuna
Dokuna sinesi Allah okuna...”
Yunus’a göre aşk yalnız Allah’a
yönelmektir.
“Cennet Cennet dedikleri,
Birkaç
köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni..”
mısralarında
sevgi adına Allah’ı arzuladığını ve kendini aştığını anlıyoruz.”Allah
Sevgisi”ni ibadet olarak gören Yunus’a
göre; insanlar sevilmelidir, çünkü ruh yönüyle Allah’tan gelme varlıklardır.
“İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe
benzer
Aşkı olmayan gönül bir kara taşa benzer”
Yunusun dünyası sevgidir, Ona göre
hayatın gayesi, hikmeti de sevgidir.Allah sevgisi..İnsan bu sevgiyi kainatta
her varlıkta müşahade edebilir.Onun için Yunus’un dünyasında varlıklar önemli bir yer tutar.Bilhassa
bitkiler içinde çiçek, mevsimler içinde bahar
apayrı b,ir yer tutar.Gül bu baharda gülüverir:
“Varam ol dosta kul alam hem açıluban gül olam
Hem ötüp bülbül olam, turağım gülistan
ola...” ve bu gönül dünyasında:
“Hep baharlar açılır,
Tesbih okur çiçekler
Biribirinden seçilir
Tesbih okur çiçekler”
Ve bu
güzellik içerisinde;
“Zerrin çiçek zikreder
Mor menekşe şükreder
Cümle bağlar, bahçeler
Tesbih okur çiçekler..”
Bu güzel adamın, bu güzel sesi Hadid
Suresindeki “-Göklerde ve yerlerde ne
varsa hepsi Allah’ı tesbih eder.Aziz ve Halim olan Odur.Gökleri ve yerlerin
hakimiyeti Onundur.Diriltip yaşatan O’dur.O her şeye kadirdir.”Ayeti’nin
tebliğidir.
Yunus bu mısraları insanlara ebedi
hayatı kazandırmak için , iki dünya mutluluğuna götürecek bir yol açmak için
okumaktadır.
“Vatan bize Cennet dürür, yoldaşımız
ol Hak dürür
Haktan yana yönelerek diğer yollar dardır bize”
.................................................................................................
Yunus Emre sevgisinin günümüze
taşınmasında , Onun tesirinde kalan şairlerin büyük bir payı vardır.Daha Yunus
hayatta iken başlayan bu tesir günümüze
kadar gelişerek devam etmiş, edebiyatımızda bütün akımların dışında bir “Yunus Emre Mektebi” oluşmuştur
diyebiliriz.Bu mektepte talebe(öğrenci)
şunu şiar edinecektir:
“İlim ilim bilmektir, ilim kendün
bilmektir
Sen kendini bilmezsen ya
nice okumaktır”
İlmin de , ibadetin de insanı nefsin
kölesi olmaktan kurtarması gerekir.Kişinin bu olgunluğa erişmesini engelleyen kibir, gurur ve kindir.Yunusa göre kuru bilginin manevi bakımdan kimseye faydası yoktur:
“Alimler kitap düzer karayı aka
yazar
Gönüllerde yazılır bu kitabın suresi”
Yani
gerçek bilgi aşk kitabından okunan
bilgidir.Bu bilginin talim yeri Aşk medresesi, ders vereni
Allah’tır.İşte bundan dolayıdır ki
Yunus Emre kendini okuma-yazması olmayan biri gibi göstermiştir.Bu ondaki alçak gönüllülüğün,
tevazuunun yansımasıdır.Fakat Onun çağrısı
Anadolu’yu aşarak dalga dalga dünyaya yayılmış, 1991 yılında “Dünya
Sevgi Yılı”na hatırlanacağı üzere mührünü vurmuştur.Şiirlerinden Arapça ve
Farsça’yı bildiğini anladığımız Yunus Emre xııı.yy.da Anadolu’da yeni bir edebiyat dilinin doğuşunda önemli rol
oynamıştır.Risalet-ün Nushiyye ve Divan olmak üzere
İki
eseri bilinmektedir.
Yunus ötelerin şairidir.Sevgili
burada değil, ötelerdedir.O bir savaş kahramanı değil, barış ve aşk
kahramanıdır.
Özetin özeti olarak diyebiliriz ki
Yunus Emre’nin dünyası sevgidir.Sevgi hissi de
insana yaradılışla verilmiş ebedi bir histir.Zaten yaradılışın esası iman ve sevgidir.
Sevgi, sevgi, sevgi...
---------------------------------------------------------
(*)1991
Yunus Emre Sevgi Yılı münasebetiyle
İzmir il Kültür Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu bir program
çerçevesinde vermiş olduğum konferans
metninin kısaltılmış özetidir.
MEHMET NİYAZİ MİSRÎ || KÜLTÜR SANAT VE EDEBİYAT || ANA
SAYFA