• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KÜRESEL GÜÇLER İÇİN HİÇ FARK ETMİYOR!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

MetinOzceriİslam diyarında yaşayan kimliği İslam olarak bilinen bizlerin Görüşleri, İnançları ne olursa olsun; laik anti laik,  Alev'i Sünni, Türk Kürt, Arap. Sağcı, Solcu. Mürteci, çağdaş. Modern, gerici!.. Belki farkına varmadan kendi kendimizi farklılaştırdığımız, bu sıfatlar ne olursa olsun, Küresel güçler, ya da Batı dünyası için hiç fark etmiyor. Bizler,(Müslümanlar) onların çıkarları ve menfaatleri için her zaman tehlikeyiz. Onlar her daim bizleri farklılaştırarak, bizleri birimize düşürerek içten çökertmeye çalışacak, sonra küçük küçük parçalara ayırarak egemenliklerini tesis etmeye çalışacaklardır. Bizlerin onlar için zerre kadar bir değeri yoktur. Bizlerin farklı görüşleri, düşünceleri onlar için sadece bizleri birbirimize düşürmek için bir sebeptir, tuzaktır.

Bizi biz yapan kim ne derse desin inancımızdır. 15 Temmuz göstermiştir ki, bu ülkenin insanının kimliği ya da görüşü ne olursa olsun, Milletperver, Vatanperverdir. Kalbindeki külleri üfleyince kalbindeki inancı ona yön vermektedir.

 

Son Güncelleme (Pazar, 08 Ocak 2017 15:45)

 

PostHeaderIcon HALEP’E DAİR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 


‘’Şarâba şerm virür âb-ı cân-fezâ-yı Haleb
Şemîm-i cenneti mahcûb ider hevâ-yı Haleb’’

TangYukarıdaki beyit, yaşamının önemli bir kısmını Halep’te geçirmiş ve eserlerinde de bu şehre çokça yer vermiş ‘’asrun melikü’ş-şu’ârası’’ Nabi’ye aittir. Şair bu beyitiyle ‘’Halep’in cana can katan, gönle ferahlık veren suyu; şarabı dahi utandırır. Halep’in havası cennetin güzel kokusunu mahcup eder.’’ diyerek şehrin güzelliğini vurgulamaktadır.

  Yine Nabi,

“Lik andan geçicek şehri Haleb

  Yokdur âsâyişe andan enseb

  Hak budur âb-ı ruh-ı büldândır

  Hayli ma’mûr-ı âlî-şândır

  Maksad-ı Hind ü Frenk ü Maçin

  Bender-i mu’teber-i rûy-ı zemin

  Bulınur emti’a-ı gûn-â- gûn

  Ni’met ü mâl ü menâli efzûn

  Ba-husûs âb ü hevâ-yı dil-keş

  Sâha-i pehn ü binâ-yı dil-keş.”

dizeleri ile asayiş konusunda Halep şehrinden daha uygununun olmadığını, şanı oldukça yüksek mâmur bir şehir ve birçok beldenin de yüzsuyu olduğunu, yeryüzünün en muteber ticaret merkezlerinden olduğu için Hint, Frenk ve Maçin ülkelerinin ele geçirmeye çalıştıkları bir şehir olduğunu, renk renk kumaşlar, çeşit çeşit ticaret malları ve oranın nimeti, malı ve varlığının bolluğunu, özellikle gönül çeken suyu ve havasının, geniş yerleşim alanı ve gönül çeken binalarının eşsizliğini bizlere anlatır.

  Tüm bunlar şair gözüyle şiir penceresinden Halep’e bakışın birkaç örneklerindendi. Peki ne oldu da geçmişte cennet kokusunu mahcup eden Halep’in havası şimdi kan kırmızısı? Asayiş şehrini savaş alanına, katliam çukuruna çeviren ne? Cevap, zannımca gayet açık. Bizlerin, Müslümanların sorumsuzluğu ve de şuursuzluğu. Karşı taraf suçsuz mu? Elbette değil. Fakat derdimiz meselenin ‘’biz’’ kısmıdır. Sorumlu ve şuurlu nasıl olunur? Madde hırsına kapılmadan nitelikli, şahsiyetli nesiller yetiştirerek tabi. Çünkü şahsiyetli nesil oyuna gelmez, kumanda olmaz. Sorgular, düşünmeden hareket etmez. Ülkesinin, milletinin, halkının istikbali konusunda kimseye söz hakkı tanımaz; güçlüdür dahi salahiyet sahibidir. Üretkendir, bilim-sanat-edebiyat-teknik en büyük merak sahasıdır. Hülasa iyilik ve güzelliğin, huzurun, refahın mütemmim cüzüdür.

  Artık bu topraklarda, bu coğrafyada alnı açık-başı dik bir ahvalde ayakta kalmak istiyorsak düşünmek ve harekete geçmek için zaman diye bir mefhumun kalmadığının idrakine varmalıyız. Aksi bir durumda Filistin, Bağdat, Kahire, Trablus, Halep gibi acziyet zinciri kesintisiz sürer. Hataların tekerrürüne seyirci kalmaya, müdahil olmaya devam ederiz.

  Geçmişte Kerem, Aslı’nın izini Halep’te nasıl aradıysa, bizde şimdi hakikatin, istikbalin ve medeniyetimizin inkişâfının sırrını keşişlerin tuzağına gelmeden Halep’te aramalıyız. Aramalıyız ki Aşık Garip’in ‘’Şen olasın Halep şehri’’ sözü gerçekleşsin ve Halep gerçekten şen olsun vesselam.

 Muhammed TANĞ
 

Son Güncelleme (Perşembe, 29 Aralık 2016 10:10)

 

PostHeaderIcon MÜM'İN KARDEŞLERİMİZİN DİKKATİNE!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

 

 
Mehmet_CobanToplumda Müslümanlara yön veren bazı kişilerin üzerinden, din üretmek, siyaset üretmek doğru bir yaklaşım değildir. Elbette herkesin kendine yakın hissettiği kişiler olabilir. Ama bilinmelidir ki; onlarda birer insandır. İnsan olarak olayları değerlendirirler. İnsan olarak ayetleri değerlendirirler. İnsan olarak siyasi olaylara karşı tavır alırlar. Onların yorumla ayet değildir. Onların tavırları örneklenecek sünnet değildir.
 
Onun için Müslüman kardeşlerimin sevip saydığı kendine örnek aldığı, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Ahmet Kalkan, Hakkı Yılmaz, Abdülaziz Bayındır, Ercüment Özkan gibi adını zikretmediğim, Allah yolunda kendi değerleri olan kişilerin özgürleştirilmesi gerekir. Hiç kimsenin onların adını, anlayışını, örnekliğini dile getirerek kendine İslam yolu seçme hakkı yoktur.
 
Eğer kendinize bir örnek arıyorsanız; Allah'ın Resulü Muhammed'de sizin için en güzel örnekler vardır.
 
İslam'ın temeli; insanların insanları özgürleştirmesinden ibarettir. Kültürümüzde buna kulun kullara kul olması yasaktır denilir. Her kul kendi özgürlüğü içinde Rabbine yaklaşmalıdır. Elbette her kul, müminler aralarındaki işleri istişare ederler emrince, mümin kardeşlerinin fikirlerinden, bilgilerinden yararlanabilirler. Ama bu onların birbirine diğerlerinden üstünlüğü demek değildir.
 
Sırat-ı müstakim üzerine yürüyen, yürüyecek kardeşlerimin, dikkate alması gereken en önemli husus, Allah'a hizmet yolunda yürüyen her kardeşimizin olumlu katkılarından bir şeyler alabilme anlayışıdır. Bunu başaranlara ne mutlu…
 
Elbette her insan; diğer insanlar gibi, akıl eder, muhakeme kurar, iradi kararlar verir. Duyguları vardır. Kendine göre dünyevi uhrevi yorumlara sahiptirler. Tevhidi çizgideki olumluluklar kadar, insani zaaflar arasında gelgitleri olabilecek insanlık unsurları vardır. İnsan gerçeğini unutmamak hidayettir.
 
İyi biliniz ki; insan gerçeğini unuttuğumuz gün, insanları tanrılaştırır, onları dinde hüküm sahibi kılarız. Bu ise tevhidimize zarar verir. Hâlbuki üzerimize düşen; Allah yolunda, dini sadece Allah’a halis kılarak dosdoğru yürümektir.
 
Allah akıl edin diyor. Akıl edin ki; insan olduğumuzu, insan olduklarını unutmayalım. Çünkü insan olduklarını, insan olduğumuzu unuttuğumuz gün akıl ilahlaştırılmıştır. Aklın ilahlaştırılması ise bizi İslam ile bütünleştirmez.
 
İnsanlığın tarihi; aklını ilahlaştıranlarla doludur. Musa Resulün, İsa Resulün kavimleri, papazlarının, hahamlarının, rahiplerinin, âlimlerinin akıllarını ilahlaştırarak, onların akıllarına uymuşlardır.
 
Müslümanım diyenlerin bu olguyu iyi kavrayıp asla; sevdikleri, saydıkları, değer verdikleri kişilerin akıllarını ilahlaştırmamaları, onları İslam dininde otorite görmemeleri gerekir. Onları dinde otoriter hale getirmek tehlikelidir. Çünkü onları dinde otoriter hale getirmek, onları kendi din anlayışımıza köleleştirmektir.
 
Unutmayalım ki; bütün müminler Allah’ın otoritesine, O’ndan gelen bilgilere, Resulün örnekliğine tabidirler. Bu konuda hiç kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah katında belli olan, herkesin Allah yolunda yürürken hayatına yüklediği ihlastadır. Bunun takdiri, değerlendirilmesi Rabbimize aittir.
 
Ey Rabbimiz… Bize akıl etmeyi nasip et. Bize yolunda ihlaslı bir şekilde yürümeyi nasip et. Bize mümin kardeşlerimizin akıllarından, bilgilerinden yararlanmayı nasip et. Bizim bu konudaki hassasiyetimizi, dikkatimizi, çabalarımızı kabul et. Gücümüzün yetmediği, aklımızın karıştığı yerde bize ilmini, izanını, irfanını nasip et.

Son Güncelleme (Salı, 27 Aralık 2016 12:03)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2878
Dün4918
Tüm Zamanlar3775994
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 262 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1316
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?