Üye Girişi
Site İçi Arama
İstatistikler
Üyeler : 35
İçerik : 261
Web Bağlantıları : 25
Reklâmlar

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon Bu TEKEL İşçileri Daha Ne İstiyor

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Yazarlarımız


Öncelikle bir “TEKEL” çalışanı olduğumu belirterek yazıma başlamak istiyorum. Çünkü bu eylem konusunda gerek bilerek gerekse bilmeyerek olsun farklı yorum ve söylemler var. Bir gazetenin köşe yazarının kaleme aldığı yazısını okuyunca dehşete kapıldım ve bu konuyu genişçe ele almaya karar verdim. Şimdi günlerdir süren bir eylem var ve tam 48’nci güne girildi. Kimler eylem yapıyor? Tabi ki “TEKEL” işçilerinden bahsediyorum. Buna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye işçilerini, Demiryolu işçilerini ve diğer emek işçilerini de ekleyebilirsiniz. Ama konu “TEKEL” işçileri olunca ve konuya bizzat vakıf olduğum için açıklama yapma gerekliliği duydum.

Yazının tamamını okuduktan sonra kimin haklı kimin haksız olduğuna siz karar verirsiniz artık ve yapacağınız olumlu yada olumsuz yorumlara saygımız sonsuzdur.

Dev Bir Kuruluş Olan Tekel Nasıl Bu Hale Geldi?

1-Evet…! Dev bir kuruluş olan “TEKEL” kuruluşundan özelleştrilmeye değin ülke ekonomisine büyük katkıları olmuş hatta bir kaç kez tuz,alkol,tütün ve sigarasıyla bir bütün olarak “vergi şampiyonu” unvanı almıştır, isteyen “tta” A.Ş.Genel Müdürlüğü kayıtlarına bakabilirler.

2- Bu altın yumurtlayan kuruluş 1991-1992 yıllarında bir koalisyon hükümeti olan Tansu Çiller zamanında ilk defa büyük fırtınalarla özelleştirme kapsam ve programına alınırken, yine ülkenin en çok gelir getiren ve ekonomiye hayat veren kuruluşuydu.

3- 2001 yılına gelirken yine bir koalisyon hükümeti olan rahmetli Bülent Ecevit Başbakanlığında yine büyük tartışmalar sonucu kesin ve kati bir kararla özelleştirilecek ilk kuruluşlar arasına dahil edilirken bile, o zamanki verilerde ve kayıtlarda “TEKEL” ilk sıralarda vergi rekortmeni ve en kar getiren kuruluş olarak listenin başlarında yer alıyordu.

4- AKP’li dönemlere girilirken, Başbakan R.Tayyip Erdoğan önderliğinde Alkollü İçkiler Sanayisine ait tam 17 İçki Fabrikası tüm gayri menkulleri, taşınmazları ve içerdeki mamulat ile stoklarıyla beraber 292 milyon dolar gibi komik bir rakamla Limak A.Ş.’ne verildi ve bu şirket bir yıl gibi kısa süre içerisinde tüm mamulat ve stokları eritip büyük kar sağladıktan sonra, çok büyük bir rakam karşılığında sıkı durun, tam 890 milyon dolara Amerikan şirketine devretti. Bu fabrikalarda çalışan ve Devlet eliyle özel sektöre zoraki olarak bırakılan işçilerin büyük çoğunluğu 4/c denen kölelik Yasasına tabi tutularak işten çıkarıldılar, ihbar ve kıdem  tazminatlarını alarak çeşitli Kurum ve Kuruluşlara gönderildiler. Aynı şartlar altında çalışan arkadaşları ise şanslıydı çünkü varlığını sürdüren Yaprak Tütün ve Sigara İşletmelerine nakledildiler.   

5- Ve süreç hızla devam etti, tek başına iktidar bayrağını taşıyan AKP döneminde, Devlet tarafından cüzdan verilen binlerce çiftçiye yani tütün ve üzüm yetiştiricilerine, üreticisine kota sistemi getirildi şöyle ki, her alım döneminde tütün ve üzüm üreticilerine “sen bu sene 1000 Kğ. değil de, 500 Kğ. Tütün-üzüm getireceksin” denildi ve yavaş yavaş üretimi yıllar bazında 250,200,150 v.s. Kğ. indirgeyerek binlerce tütün ve üzüm ekicisini mağdur etti ve sonunda da “artık Devlet tütün ve üzüm almayacak” denildi cüzdanların hepsi iptal edilerek tütün ile üzüm ekicisini kaderlerine terk etti.

6- Sıra Sigara Sanayisine gelmişti, Devlet adına üretim yapan sigara fabrikalarının tamamı yani 6 fabrika tüm gayri menkulleri, taşınmazları, depolardaki mevcut mamulat ve stoklarıyla birlikte yine çok komik bir rakam karşılığında 1.720 milyon dolara Amerikan şirketine ihale edildi. Oysa; “TEKEL” işçilerinin yıllık Devlete maliyeti 1 milyar dolar etmezken burayı dikkatle okuyun lütfen,  Amerikan şirketinin sadece sigaradan günlük kazancı 17 milyar dolardı. Ve buralarda çalışanların bir kısmı özel sektör eline verildi, sonları İçki Fabrikalarında çalışan arkadaşları gibi oldu yani 4/c denen kölelik Yasası. Devletin elinde kalan diğer işçiler ise yine varlığını sürdüren Yaprak Tütün İşletmelerine gönderilerek buralardaki kadrolar şişirildikçe şişirildi.

7- Alkol gitti, sigara gitti sonuç elde kalan cüzi miktarda alımı yapılan tütünler depolara alınarak stoklardaki mevcut tütünler Diyarbakır ve İzmir Balatçık tesislerinde işlenmeye başlandı yani üretime devam ediliyordu ancak, üretimi yapılan tütünümüz bilinçli olarak sigara pazarını elinde bulunduran Amerikan ve İngiliz firmalarınca alınmıyor, Devletin hanesine zarar diye işleniyordu neticede, yok pahasına küçük çapta iş yapan esamesi okunmayan 1-2 Avrupa ülkesine pazarlanıyordu. Diğer büyük bedeller ödenerek alımı yapılan tütünler ise depolarda çürümeye, küflenmeye bırakılıyordu.           

8- Gelinen nokta ise; üretim yapan 2 tütün fabrikasıyla birlikte ülke genelindeki tüm işletmeler depolarda stoklanan tütünlerle beraber kapatılarak, burdaki çalışan emekçileri 4/c denen madde kapsamında değerlendirilmek üzere iş sözleşmeleri kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek feshedilmesi kararının verilmesi bardağı taşıran son damla oldu.

9- Önceki işletmelerin hepsi ihale yoluyla özel sektöre devri söz konusu ve tümü Devlet tarafından özelleştirilerek elden çıkarıldı. Şimdiki işletmeler için ise “KAPATILMA” kararı uygulanarak çalışanların tek seferde iş sözleşmeleri feshediliyor. Ortada yanlış bir durum söz konusu olunca elbette ki çalışanlar isyan noktasına getirildi. Yani bu bir özelleştirme değil tamamen “KAPATILMA” durumudur ki, işçilerin özlük haklarıyla birlikte başka Kurum ve Kuruluşlara nakledilmesi en doğal temel hak ve özgürlüklerinin haykırışıdır bu.

10-Bu işçilerin, mevcut çalışanlar içerisinde kamuoyunda bilinenin ve söylenenin aksine, ayda 3 bin 108 TL. maaşın kesinlikle almadığıdır. Tam gün çalışan ve en kıdemli işçi olsa dahi net olarak ayda 1400-1500 TL. aldığıdır ki o da görsel basına bordrolar gösterilerek ispat edildi. Yalan ise şov ise aksini ispat etsinler biz ayda bu şahsa 3 bin 108 TL. verelim onu parayla ihya edelim.

11- “Bu “TEKEL” işçileri milyonlarca asgari ücretlilerin yüzüne baka baka eylerm yapıyor” diyor zat-ı muhterem. Bizler asgari ücretlilerin önünde saygıyla eğiliyor onları başımızın üstüne alıyoruz. O gerçek emek insanlarının da bir gün mutlaka hak ettikleri değeri alacaklarını umut ediyor, bir anlamda onların sesi de oluyoruz. Onları biz mi asgari ücret karşılığında çalıştırıyoruz yada bizler mi onların haklarını gasp ederek ücretlerini aşağıda tutuyoruz? Hangisi acaba? Ortada bir gerçek var o da alın teri sahiplerinin bu ülkede hor görüldüğüdür, zulüm gördüğüdür.

12-İktidar eksenli düşünen insanlar acaba ALLAH-U TEALA Hazretlerine nasıl hesap verecekler bu önemli. O zaman soracaklar, “kim provakatör” diye, haklarını arayanlar mı yada haksızlığa çanak tutanlar mı? Siz bunu iyice bir düşünün bence. Hak arayışı ne zaman “provakatörlük” oldu? Fahr-i Kainat Efendimiz (S.A.V.) bir Hadis-i şeriflerinde “Ne zulmediniz, nede zulme uğrayınız” dememiş mi? Rehber olarak gördüğümüz Kuran-ı Kerim kılavuzumuz Resulü Zişan Efendimiz (S.A.V.) 1437 yıldır hak üzerine mücadele vermiyor mu? Kul hakkını gözetmiyor mu be efendi?

13-İşyerleri özelleştirilirken veya kapatılırken sebep neden hep işçiler olarak gösteriliyor? Neden hep günah keçisi biz oluyoruz? Üreten biz yiyenler siz ve sizin gibiler değil mi? Neden hep kapı gösterilen bizler oluyoruz? Bizim sırtımızdan geçinen, sizin gibi dışardan gazel okuyup bilmeden ahkam kesenler ne yaptılar bu Ülke için acaba?

14-Bir söyleyin ALLAH aşkına çok değerli bir ilim zatı olan asrın müceddidi,  Üstad Bediuzzaman Saidi Nursi Hazretleri canını, malını, hayatını kime, kimlere, neye, nelere ve ne için adadı? Haksızlık için, Hak için, din için didinip mücadele etmedi mi? Bu uğurda tam 21 kez zehirlenmedi mi? Ahirette hangi yüzle bakacaksınız bu zat-ı muhteremin yüzüne? (Tekel işçileri ile ilgili yazıyı kaleme alan kişiye ithaf olunur. Çünkü o neden böyle bir örnekleme yapıldığını anlar herhalde).

14-“Devlet, bu işçilere  kıdem ve ihbar tazminatlarını da veriyor bunlar daha ne istiyorlar kardeşim” diyorlar. Babasının hayrına mı veriyor? Benim Devlet kapısında onca hizmetim söz konusu, her kuruşunu hak ederek alıyorum ve bu benim alın terim. Özel sektörde çalışsanız bile size bu hak ödeniyor Devlet niye ödemesin ki?

15- Biz asla boş oturmayı istemedik bunları yapanlar utansın. Gerçi, benim işyerim depo da değil bir fabrika ve günde 60 ton tütün üretiyordu.

15-Biz bu “Hak” arayışı eyleminde asla “provoke” olmadık, kimseyi de “provoke” etmedik, provakasyonlara da gelmedik. Eylemimize “ideolojik” düşünceleri asla kabul etmedik, kimsenin siyasi bayraktarlığını da yapmadık. Yazılı ve görsel basında her şey net bir şekilde ortadadır arzu edenler bakabilirler.

16- Peki 4/c ne demek bilir misiniz? Onu da kısacık da olsa açıklayayım. 1- 4/c demek Devlet Memurları Kanununa tabi geçici personel demektir. 2- Yılda (önce 10 aydı eylemden sonra iyileştirme yapıldı) giriş-çıkış yapılmak suretiyle 11 ay çalışacaksın. 3- Her ay sadece 1 gün izin hakkınız var, yıllık izin diye bir şey yok. 4- Hasta olursanız yatakta kalacaksınız, hatta ölseniz bile rapor alamazsınız çünkü sadece 2 gün rapor hakkınız var ameliyat olsanız işiniz bitti demektir. Dikkat edin hastalanmayın haaa…! 5- 5 Yıl 10 yıl daha fazla çalışmanız halinde hiçbir hak talebinde bulunamazsınız çünkü hizmetlerinize karşılık kıdem tazminatı diye bir hakkınız yok. 6- Bu madde kapsamında ne işçisiniz nede memur? Belli bir statünüz olmadığından hiçbir sosyal hak ve hukukunuz yok.

Şimdi söyleyin bakalım “bu “TEKEL” işçileri daha ne istiyor”   

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Son Güncelleme (Çarşamba, 17 Şubat 2010 23:46)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?
 
Önemli Linkler
REFERANDUM ANKETİ
Referandumda Oyunuz:
 
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 3 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
Toplam506949
Haberler
Ziyaretçi Defteri
iletişim
kitapyurdu
EZAN VAKİTLERİ