DÜŞÜNCENİN AÇTIĞI YOL
| Yazarlarımız - Yazarlarımız |
DÜŞÜNCENİN AÇTIĞI YOL
Naci GÜMÜŞ
Özünde milletimizin mayası sağlam, niyeti halis, kalbi temizdir. Ahde vefa erdem ve kerem İslâm toplumuna özgü üstün meziyetler olmakla beraber özellikle manevi değerlere bağlılık ve saygı Anadolu ruhunun belki ta kendisidir. Bu itibarla çarpık, yanlış arızalar, bize acı veren bazı görüntüler yanıltıcı olmalı. Evet, küçümsenmeyecek bir yüzde dengeli bir kişiliğe, sağlam bir ruh yapısına sahip değil. Fakat bu noktaya taşınması için harcanan zaman, efor ve parasal güce bakılırsa; milletimizin direnme gücünün yüksekliğini, metanetinin sağlamlığını anlarız. Zor bir süreçten, tarihin yön değiştireceği bir zamana vasıl olduk.
Ciddi, samimi ve ilmi gayret ve çaba sarf ederek, dünyada değişme ve gelişmelere ayak uydurma değil; pozitif anlamda değişim ve gelişimin ta kendisi olma durumundayız. Allah’ın ilk emrine uyarak işe başlamalı, yani okumalıyız. Millet olma bilincini tarih şuuruyla yoğurarak; “dün, bugün, yarın” lı üç zamanı kuşatan bir atmosfer oluşturarak atılım ve açılım imkanlarını zorlamak lazım. Katılığı, şekilciliği, bağnazlığı, yobazlığı tarihin çöplüğüne atarak yolumuza devam ederek “ erdemli toplum, ideal insan” düşüncesi etrafında sağlam bir kan ve süt dokusu oluşturmamız lazım. Zira başımıza gelenler hata, eksik ve kusurlarımızdan dolayı olsa bile, kanı ve sütü bozuk olanların ihaneti, mayası bozuk olanların gafleti hesaba katılarak yol haritası çizmemiz lazım. Okumadan sonraki stratejimiz adaleti tesis etmek, emaneti ehline vermektir. Bu niyetle hareket edildiği an süreç başlamıştır, ilahi destek ve takdir de başlamış demektir.
Yeni bir uyanışın zindeliği, ilk Müslüman oluyormuşcasının dinginliği içerisinde cesaret, azim ve kararlılıkla “ iyilikte yarışma, sevgiyi çoğaltma, bilgiyi paylaşma” ilkesi ile bencilliğe, kıskançlığa ödün vermez bir yürüyüşle ışığa, hep ışığa yani aydınlık ufuklara yürüme niyeti coşkunluğa inkılâp ettiği zaman; heyecan, aşk ve şevk ilikleri dolduracaktır. Bu olağanüstü an yalnız milletimizin değil, dünya insanlığının da kurtulacağına muştu olacaktır. İnsan olarak insanlık adına, Müslüman olarak İslam adına hareket etme olgunluğu mazlum ve masum topluluklarında ümit kaynağı olacaktır.
Bu düşünceleri ütopik bulma yeise, negatif sürmelere rıza göstermek demektir. Çocuksu bulanlar idealizmden yoksundur. Zor bulanlar özgüvenden yoksun demektir. Gülüp geçenler çile çekmemiş, acının ne demek olduğunu bilmeyenlerdir. Çoğaltabiliriz... Hiç kimsenin başkasının düşüncesini kabul etme gibi bir düşüncesi yoktur. Fakat empatiyi geliştirmezsek özeleştiri yeteneğimiz yoksa insanlığımızdan önemli şeyler eksiktir. Saygı göstermezsek saygıdan, sevmeyi bilmezsek sevgiden yoksun kalırız. Aslında öğretilerimizin kaynağı bellidir. Ancak bakan gözlerin görmesi, açık kulakların duyması problemini ideal bir eğitim politikasıyla gidermek noktasında sağlam bir uzlaşma ve mutabakat zeminini acilen oluşturmak devlet-millet severliğin gereğidir. Bu bağlamda tarihine, dinine, diline düşman fert veya fertleri başka bir ulusta görebilmek mümkün değildir. Zaten bir milleti yıkmanın yolu dilini ve dinini bozmaktır. Belki de hassasiyetlerimizi bu noktaya kaydırmak gerekiyor. Tabiidir ki medeni ölçüler içerisinde, meşru dairede seviyeli tartışma platformları oluşturarak sonuçları en ciddi biçimde değerlendirme becerisini gösterme yeteneğini geliştirmek yanlış bir yol olmasa gerek.Ve “sevgi, saygı, hoşgörü, barış, kardeşlik” söylemlerini ayağa düşüren, bu kavramların içini boşaltanlara kesinlikle prim vermemek lazım. “Sevgi, saygı, hoşgörü, barış, kardeşlik” istenmez yaşanır. Yansımasını görmek, neticelerini gözlemlemektir doğrusu. Bu duygular eylemle beslenir, işle gelişir, eserle olgunlaşır.
Kalkınma, huzur ve mutluluğa gitme yolunda mücadele planımızın diğer önemli cephesi; gıda ve eşya israfından önce zaman, emek ve beyin israfını önlemektir. Geçen bir saniye zamanı hiçbir para geri getiremez. Harcanan emek heba olursa, faturası ağır olur. Beyin takımına gereken özeni göstermezsek başkalarının planının bir parçası oluruz. Beyinin gücünden yararlanmadan hiçbir netice alınmaz. Bu itibarla beyni iyi ve yerinde kullanmaktır hak olan.eğitim, bilim, kültür ve sanatta öncü ve birinci olmamız için o kadar çok sebep var ki... bu alanlarda üretim yapabilmek için sayısız malzeme var elimizde. Tarihte eğitim tecrübesi bizim kadar zengin ikinci bir millet yoktur. Kültür unsurları bizimkisi kadar sağlam ulus çok azdır. Edebiyatımız kadar engin ve derin bir edebiyat olmaması lazım. Örneklemeye gerek yoktur. Bilmeye nemiz çok azdır. Güzel sanatların en güzelini tarihe bahşeden Selçukludur, Osmanlıdır. Bunu görmek lazım.
Sevgili okuyucu yazımızı buraya kadar okuyabildinizse “bizdensin” esprisiyle sen de “gül işçisi” sin. Düşüncenin gücüne inanıyor, insanlığın gelişmesine pozitif katkı sağlayabilirsin. “Ben ne yapabilirim?” düşüncesinden hareketle yola çıkabilirsin.
Hemen şimdi.
Son Güncelleme (Perşembe, 04 Şubat 2010 11:19)

