Türkiye’nin Politik Diline İnsan Hakları Açısından Bir Bakış
| Yazarlarımız - Yazarlarımız |
Türkiye’nin Politik Diline İnsan Hakları Açısından Bir Bakış
Türk politik dili, bildiğim kadarıyla şimdiye kadar ele alınmış bir konu değildir. Türk politik dilinden kastettiğim, Türkiye de, politikacısından edebiyatçısına, köşe yazarından akademisyenine, esnafından köylüsüne hülasa büyüğünden küçüğüne hemen her kesimin ağzında pelesenk olmuş köşeli, normatif, kurgulanmış sığ bir dildir.
Türk politik dili, tarih içerisinde Türk yönetici kesimleri arasında oluşmuş, itaatkar yönetilebilir, edilgen bir halk öngörüsü kurgusuna dayalıdır. Bu dilin yönetici kesim arasındaki kullanımı kendi ortamında bir normallik arz etse de, halka inince başlı başına bir sorun haline gelir. Halk bu dili nasıl ve neresinden kullanacak? Ses vurgulamalarından tutun da sözcüklerinin arka planındaki ruh ve zihniyete kadar halkın dışında oluşmuştur bu dil. Bu nedenle aslında bu dil, bu halkın kullandığı yabancı bir dil gibidir. Fonetiği, vurgusu, sözcükleri, teması, ibaresi, işareti, delaleti, iktizası bu halkın konuştuğu dilin dışındadır. Zaman içerisinde Türk halkını birbirine düşüren, arasında sağlıklı iletişim kurmasını engelleyen başlıca bölücü bir faktör olagelmiştir. Bu dil Türkçedir ama Türk halkının ruhuna, onun çilesine, onun arayışına tercüman olamayan, üstelik bu halkın beynini tokatlayan, ruhunu sıkan, derdine dert ekleyen bir dildir. Bu dil, yüzyıllardır sayısız acılara katlanan bu toplumun yarasına tuz basan bir dildir.
Bu dil, egemenlik olgusuna dayalı olarak oluştuğu için, öncelikle güce ve güçlüye yağ çeken bir yağcı gruba aittir. Güç ve gücün çevresindeki bu yağcılar takımı dile kendi şifrelerini yerleştirmişlerdir. Aslında bu yağcılar takımı, bu dil ile bizzat ana gücün kendisinden gücü çalmışlardır. Esas güç artık sadece bu takımı besleyen bir figürden başka bir şey değildir. Ana güç yağcıların hizmetindedir artık. Bunların ilk görevi, ana güce kendilerinden başkasını yaklaştırmamaktır. Tüm dünya tarihinde olduğu gibi Türk politik dilinin oluşmasında da benzer süreç yaşanmıştır. Türk tarihinde, Türk halkı üzerinde tahakküm kurmak isteyen muhterisler öncelikle bu dili öğrenmişlerdir. Bu eylem düpedüz kutsal yaratıp ya da kutsalları koruyup, sonra da o kutsalı istismar etmektir.
Bu dil çok esnektir, çok fazla sözcük içerir; içerisinde hemen her şeye, her konuya dair klişeler bulunur. Klişeler, bu dilde en önemli dil unsurlarıdır. Ancak bu klişelerin kimi ne zaman vuracağı belli değildir. Bu klişelerdir ki, Osmanlıdan günümüze kanlı iktidar değişimlerine neden olmuşlardır. Nice mazlumlar, nice kundaktaki bebekler bu klişeler uğruna katledilmişlerdir. ‘Devletin bekası için karındaşın katletmek caizdir’ klişesi nice canları yakmıştır. Nice şehzadeler, eşleri ve çocukları, vezirler, sadrazamlar, askerler, hatta şeyhulislamlar bu dilin insan beyninde yarattığı tahribatla katledildi. Bu klişeler yüzünden bu ülkede halkın seçtiği başbakan kolaylıkla asılmış ve halk sessizce razı olmuştur. Çünkü halka öğretilen ‘devlet işleri halkı aşan büyük işlerdir’ ve ‘devlet için bir insanın feda edilmesi o insan için en büyük onurdur’ ya da ‘ devlet işleri böyledir’ klişesi halkı razı olmaya zorlamıştır.
Türk politik dilinin içinde her şey vardır, evet her şey, ama bir şey kesinlikle yoktur: o da ‘iyi niyettir.’ Türk politik dilinden ‘iyi niyet’ değeri adeta aforoz edilmiştir. Politik sahaya atılan kişiler ya da topluma-siyasete-yönetime-idareye dair fikirleri olanlar öncelikle ‘iyi niyetli’ bir insan olmaktan arındırılırlar. Derhal, bu dilin bilinç altlarında yarattığı bir heyula ortaya çıkar ve o insanları bu işlerde ‘iyi niyet’in yeri olmadığına inandırır. Böylece siyasi-politik alan, birbirlerinin niyetlerini okumak zorunda kalan, insafsız ve saldırgan yağcıların alanı oluverir. Bu alanda dürüst-temiz insanlara fazla yer yoktur, yer olsa da ortalarda ya da arkalarda bir yerdir orası. Çünkü dürüst-temiz insan iyi niyetlidir ve bu alanda ‘iyi niyet’e yer yoktur. Peki, halkın bu dildeki karşılığı nedir? Halk kimdir? Halk bu dilde bir ‘hiçtir’ sadece. Halk, bu politik dili, sadece onları kutsamak için kullanabilir. Halka düşen görev; üstteki yarı tanrısal devlet büyüklerine her zaman sevgi ve saygılarını sunmak, onların yanında çok dikkatli ve huşu içerisinde konuşmak, onları güzel tezahüratla desteklemek, mümkünse bir şey istememek, isterse gazaba uğrayacağını iyi bilmek. Bu ‘iyi niyet’ten arındırılmış siyasal alan, işte bu nedenle asla bir ‘ortak akıl’ ortaya koyamamıştır. Mesela, 87 yıllık Cumhuriyet tarihinde Türk siyasi aktörleri, ortak bir aklın ürünü olan ‘sivil bir anayasa’ yapamamıştır. Çünkü, her bir kesim diğerinin ‘iyi niyetinden’ şüphe duymaktadır. Daha doğru bir ifade ile her bir taraf diğeriyle ilgili iki tane olumlu cümle kuramamaktadır. Herkes bir diğerinin yaptığı doğru ve yararlı işlerde bile bir kusur bulmaktadır. Türk politik dilinde, kendi tarafında olmayan hiçbir insanın yaptığı doğru bir şey yoktur. Doğru ancak bir tarafa özgüdür, doğru herkesin kendi babasının malıdır.
Bu geleneksel politik dil, artık zamanın getirdikleri karşısında iyice aşınmış ve sorgulanır hale gelmiştir. Yüzyıllardır bu dili kullananlarca cahil bırakılan, ezilen ve sömürülen halk, artık bu dilin şifre ve kodlarını çözümlemiş, simge ve sembollerin işaret ettiklerini kavramış, büyülü sözcükleri arasındaki korelasyonu hissetmiştir. Bu aldatma diline ait metni tamamen deşifre etmiştir. Türkiye de sivil iktidarın da, yargının da, ordunun da, Kemalistlerin de, muhafazakarların da, sosyalistlerin de, Kürtlerin de… bu dilin sığ sularından kurtulmaları gereklidir. Aksi takdirde, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir kavram, olgu ve olayı doğru okuyamayacaklar ve hiçbir problemi doğru çözemeyeceklerdir.
Bu ülkede, sadece bu ülkede yaşayanlara değil, içinde ‘tüm insanlığa karşı iyi niyet’in yerleşmiş olduğu yeni bir dilin yeniden kurulması zamanıdır bence. Çünkü, bizatihi kendisi insanın temel haklarını doğrudan hiçe sayan bu politik dil artık fiilen kurumuştur ve toplumun dilinden ve kalbinden uçup gitmiştir. Bu toplum da artık devletle arasında kendisi gibi iyi niyete dayalı bir dil kullanmak istiyor.


Yorumlar
HEPİMİZİN YAŞADIĞI,İSTEYE REK VEYA ZORUNLU OLARAK KULLANDIĞI TÜRK POLİTİK DİLİ İLE İLGİLİ YAZINIZDA TOPLUMUMUZUN BİR GERÇEĞİNİ DİLE GETİRMİŞSİNİZ.BU DİL,BU ANLAYIŞ ÇOK ŞEYE MAL OLMUŞ,SORGULAMA YAN,İTAATKÂR,KA NAATKÂR,BANA NECİ,DUYARSIZ BİREYLERİN ÇOĞALMASINA NEDEN OLMUŞTUR. BU KATEGORİYE GİRMEYENLER İSE TAM OLARAK ANLAŞILAMAMIŞ,S UÇLANMIŞ,DIŞLAN MIŞ VE HATTA CEZALANDIRILMIŞ TIR.
SELAMLARIMLA ELİNE,KALEMİNE, YÜREĞİNE GÜÇ KUVVET DİLERKEN SAĞLIK,HUZUR VE ÖZGÜRCE GEÇİRECEĞİNİZ BİR ÖMÜR DİLERİM.S.ASLAN.