EY İMAMLAR ÖNE GEÇİN!
| Yazarlarımız - Yazarlarımız |
EY İMAMLAR ÖNE GEÇİN!
İmamlar, görev itibariyle bugün içinde yaşadığımız toplumda İslami tebliğin en önemli ve en etken unsuru olan kardeşlerimizdir. Haliyle de sorumluluğu yüksek olan kardeşlerimizdir. Bu sorumluluk, omuzladıkları yükün ağırlığından ve öneminden kaynaklanmaktadır.
Vahyin muhatabı olan Allah Resulü, bu sorumluluğun gereğini en iyi şekilde yerine getirmiştir. Bu nedenle bugün imam kardeşlerimiz, sorumluluğun da ilk öğretmeni olan sevgili peygamberimizi çok iyi tanımalılar. Bizler için örnek ve model olan Hz. Peygamber, imam kardeşlerimiz için de modeldir. Bu nedenle kardeşlerimiz peygamberimizi sadece sevmekle kalmamalı, O’nun davet metodunu en ince ayrıntılarına kadar bilmek durumundadırlar. Peygamber Efendimizi sevmek, tanımak, davet metodunu bilmek aynı zamanda bir büyük sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Bu sorumluluk, peygamberimizin Rabbimizden aldığı mesajı muhataplarına iletmektir. Bu bir zorunluluktur; çünkü imam olmak, peygamberimizin davetine/davasına sahip çıkmaktır. İslam davasının/tebliğinin önde olanı/olması gerekenidir imam kardeşlerimiz.
Yüce Rabbimiz, aziz peygamberimizden kulluk adına ne istemişse O’nun ümmetinden de aynı şeyleri istemiştir. Bizler, mü’minler olarak bundan istisna olmadığımızı çok ama çok iyi bilmekteyiz. Bunu bilen bizlerin imam kardeşlerimizden beklentileri oldukça fazladır. Bu beklentimizin nedeni ise, imamlık kurumunu peygamberimizin misyonuyla aynı görmemizden kaynaklanmaktadır.
Şu gerçeği göz önünde bulundurmamız gerekmektedir: İçinde bulunduğumuz toplumda bizlere dönük her türlü kirletme ve yozlaşma operasyonlarına karşı imam kardeşlerimizle birlikte mücadele vermemiz gerekmektedir. Bunu başarabildiğimiz takdirde bu manadaki operasyonlara karşı koyabiliriz. Çünkü kardeşlerimize ve bizlere dönük olan saldırılar, kişisel nedenlerden dolayı değil, temsil ettiğimiz inancımızdan kaynaklanmaktadır. Özellikle bu konuda imam kardeşlerimiz boy hedefi haline getirilmektedirler. Cemaat olarak bizler, bu tür saldırıların hedefi olan imam kardeşlerimize sahip çıkalım. Sahip çıkmak bir yana seyirci kalırsak, ya da Allah korusun içten içe kıs kıs gülersek, hiç şüphe yok ki, Rabbimiz bundan/bu durumdan razı olmaz, sevgili peygamberimizin de gücüne gider. “Hal böyle olursa ardına duracağımız imamlar bulamayız, imansızların ardında kalırız.”
Samimi olmak zorundayız. Nasıl ki bizler, Peygamberimize dil uzatmıyorsak, nasıl ki onun davasını/davetini küçümsemiyorsak O’nun misyonuna sahip çıkan/çıkmaya çalışan imam kardeşlerimize de dil uzatmayalım, onları küçümsemeyelim, bu tür davranış içinde bulunanlara da fırsat vermeyelim. Nasıl ki, Furkan suresinde yüce Rabbimiz, peygamberimizin Kur’an’ı önceleme konusunda bizlerden şikâyetçi olacağını bildiriyorsa, hiç ama hiç unutmayalım ki, Kur’an’ı tebliğ eden imam kardeşlerimizi de öncelemeyenlerden, onları kürsüde, minberde yalnız bırakanlardan da sevgili peygamberimiz şikâyetçi olmaz mı? Kur’an’ı ve Resulullah’ın sünnetini dinlemek konusunda gevşek davranıp, vahyin düşmanlarına vakit ayıranlardan şikâyetçi olmaz mı? Düşün ki, kürsüde Efendimiz, minberde Efendimiz var, ortada cami görüntülerimiz var, hoş bir görüntü mü? Belki şimdi Efendimiz yok; ancak Efendimizin davası var. Bu dava yalnız bırakılır mı? Bu davayı bugünlere, yarınları taşımak arzusuyla kürsüye, minbere gönül vermiş imam kardeşlerimiz yalnız bırakılır mı?
İmamlarımıza sahip çıkmak, imanlarımıza sahip çıkmaktır, peygamberlik misyonuna sahip çıkmaktır. Bizler, İslam’ı tebliğ eden Efendimizin davasına ve bu davaya gönül vermiş imam kardeşlerimizin davasına sahip çıkarsak, yüce Rabbimiz de bizlere sahip çıkacaktır. O, ne güzel sahip, O ne güzel Rab’dir.
Unutmayalım ki, imamsız cemaat olmaz, cemaatsiz de imam olunmaz.
İmamlar Önderlerdir
İmam ve imamlık özelde ve genelde kapsamlı bir kavramdır. Namaz için bir cemaate imamlığı, devlet için toplumu yönetmeyi ifade eder. Kur’an ve sünnetin ifadelerinde çokça yer alan bu kavram, toplumun her alanında yönetilmesi, Kur’an ve sünnete dayalı bir İslam toplumunun oluşmasında önemli rol oynamaktadır.
Öncelikle yüksek sıfatlara sahip tüm peygamberler, toplumun gerçek imamları ve önderleridir. Kur’an-ı Kerim’de: ”Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu; Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım. İbrahim de, soyumdan da imam yap, Ya Rabbi! demişti. Bunun üzerine Rabbi, benim ahdim zalimleri kapsamaz, demişti.”[1] buyrulmaktatır. Raşid Halifeler peygamber varisi, ilim ve amel sahibi âlimler, Kur’an ve sünnete bağlı, mü’minlerin razı oldukları idareciler, toplumun imam ve önderleridir. Herkes sorumlu olduğu evinin, işinin, köyünün, beldesinin, şehrinin ve ülkesinin imam ve önderidir. Nitekim Sevgili Peygamerimiz: ”Hepiniz çobansınız. Herkes başında bulunduğu sürüden mes’uldür…” hadisi şeriflerinde herkese sorumluluk ve önderliğini hatırlatmaktadır.
Öteden beri tarih sürecinde, toplumlara önderlik yapan çok güzide örnek imamlar gelmişlerdir. İslam toplumunun içinde bulunduğu durum ma’lum. Kur’an ifadesiyle, İslam kardeşliği; ümmet bilinci, Kur’an ve sünnetin hayata geçirilmesi, aklıselim, vicdan sahibi, sorumluluğunu bilen imam ve önderlerin gayretlerine bağlıdır. Kur’an’da: “Sizden hayra çağıran iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”[2] Başka ayette “Ne olurdu, onların âlimleri ve din bilginleri günah söylemelerinden ve haram yemelerinden kendilerini vazgeçirmeye çalışsalardı ya”[3] buyrulmaktadır. Bu anlamda; ister âlim, ister bilgin, müftü, vaiz, imam veya bir şekilde toplum önderi olarak üzerine görev alan imamlar bir kere daha düşünmeli. Özellikle, bu göreve bir meslek olarak değil, dünya-ahiret mutluluğu için bir sorumluluk olarak bakmalıdırlar. Meslek olan işler kısmen de olsa, maddeye dayalı olduklarından, istendiği gibi çıkar sağlamayınca bırakılıp terk edilebilir; fakat din ve onun mesuliyeti-önderliği bırakılıp terk edilemez. Hatta mazeret bile kabul etmez. Açlık-susuzluk, yokluk bile yetersiz kalabilir. Allah Resulü’nün ve daha önceki peygamberlerin ümmetlerine önderliklerinde pek çok örnekleri mevcuttur. Zor şartlara rağmen, onlar yine Allah yolunun yolcuları, toplumun gerçek önderleridir. Hepimizin referansı bu olmalıdır. Rabbinin ve O’nun aziz peygamberinin davasına gönül veren tüm imam kardeşlerime selam olsun.
Ömer Naci YILMAZ
“EY İMAMLAR ÖNE GEÇİN!” Kitabından

