İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZAR
| Yazarlarımız - Yazarlarımız |
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Günlük konuşmalarımızda, bazı tartışmalarda genel geçer bir söz olarak “istisnalar kaideyi bozmaz” ifadesinin sık sık kullanıldığını duyarız. Gerçekten istisnalar kaideyi bozmaz mı?
İstisna kelimesinin sözlük anlamı bir kimse veya şeyi ayrı tutma. Genelden ayrı, kuraldışı olma hali. Kaide ise; kuruluş cümlesindeki anlamıyla “kural” demektir. Bozmak sözcüğü açık anlamıyla bir şeyi, kendisinden beklenen işi yapamayacak duruma getirmek. Bir şeyin düzenini bozmak, zarar vermek. Yani geçersiz duruma getirmek.
Bu anlamlardan hareketle düşünelim biraz. Cümlemizle ilişkilendirilen hadiseler, olgular nedir veya neler olabilir? Özellikle sosyal nitelikli olgulara yönelerek olayları irdeleyelim. Ezberlenen, ezberletilen ve mekanik olarak söylenen sözler dizisi mi; tecrübelerin süzgecinden geçmiş mantıklı, tutarlı bir davranışın ifadesi mi? İstisnalar kaideyi bozar mı, bozmaz mı? Akl-ı selimle, sükûnetle, önyargısız ve katıksız beyin laboratuarına analize alalım.
Mesela bir toplulukta yaşayanların hepsi ümidini yitirmiştir. Fakat bir kişi vardır ki tam tersine çok umutlu, iyimser ve toplumu huzur ve mutluluğa götürecek geleceğe dair projeleri vardır. Şimdi siz “-O bir istisnadır. İstisnalar kaideyi bozmaz. Bu toplum ümidini yitirmiştir. Bunlardan ne köy olur, ne de kasaba” deseniz bu ne kadar doğru olur? O istisna kişinin toplumunu esenliğe çıkaracak bir kıvılcım olma ihtimali her zaman vardır. Bu varsayımı tam tersinden de kurgulayabiliriz. Bir bedbin bir topluluğu karamsarlığa da itebilir yani. Tıpkı bir mikrop gibi.
Bir toplumu, bir camiayı içindeki bir tekle itham etme, suçlama elbette doğru değildir. Bu anlamda “istisnalar kaideyi bozmaz” denilebilir. Bizim kastettiğimiz başka bir şey. Ezberletilmiş, ya da biz farkında olmadan beynimize yerleşmiş vazgeçilmez doğrularımız vardır. Oysaki dönüp geçmişe baktığımızda bir dizi yanlış bildiğimiz doğrular, doğru bildiğimiz yanlışlar vardır. Eskiye ait şeyleri atalım demiyoruz. Eskimez eskilerimiz, yüzyılların tecrübesinden doğmuş altın değerinde atasözlerimiz de vardır. Üzerinde durduğumuz, dikkat çekmek istediğimiz husus; ölçmeden biçmeyelim, düşünmeden konuşmayalım.
Aslında, bir bakıma eğer akıl terazisine alırsak bu gibi bir dizi söz; düşünceyi uyandırma işlevini görecekse varlıklarını sürdürmelerinde fayda vardır. Çevremizde bir çiçek açmışsa “bir çiçekle bahar olmaz” la, “istisnalar kaideyi bozmazla ferasetimizi bozmayalım. Bir çiçek açmış ya!.. Bin çiçek açma ihtimali, umudu doğmuştur. En azından baharın kokusu alınmıştır. Bu bir muştu değil mi? Aklın yolu bir olmadığından siz başka yollardan da gidebilir, ayrı bir pencereden bakabilirsiniz/bakabilmelisiniz.
Netice itibariyle “istisnalar kaideyi bozmaz” ifadesini değişmez bir doğru olarak kabul etmiyorum. “istisnalar kaideyi bozar” derken de mutlak bir doğrudan bahsetmiyorum. Fakat tarihte tarihe yön veren, insanlığın kaderini değiştiren o kadar çok istisnalar vardır ki… Onun için “istisnalar kaideyi bozmaz” da ısrar edersek tarihi de red etmiş oluruz.

