Üye Girişi
Site İçi Arama
İstatistikler
Üyeler : 35
İçerik : 257
Web Bağlantıları : 25
Reklâmlar

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon OKU! İKİ DÜNYAMIZIN DA EMRİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Yazarlarımız

OKU!

 İKİ DÜNYAMIZIN DA EMRİ

   

     Rahmanın lütfuyle Efendimizin dilinden dünyamıza inen ilk emir olan ‘oku’ nasıl yaşayacağımızı bilmek içindir. Ahiretteki oku emri ise nasıl yaşadığımızı görmek içindir. “Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap'ı önüne çıkarırız. Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin."[1]

     İnsan yaratılışıyla birlikte bilgiyle buluşturulmuştur. Rahmanın yarattığı âdem (as)’a öğretilen eşyanın isimleri aslında yaşanılacak hayatın bilgisine vakıf olmak içindir. Niçin yaratıldığımızın, nasıl yaşayacağımızın ve neden öleceğimizin bilgisiyle buluştuk. Bu, yaratanın yarattığına verdiği bilgidir. Doğumu tadarak geldiğimiz dünyadan, ölümü tadarak ahirete gideceğiz. Doğmak ta ölmek te Rahman’ın rahmetidir. O’nun mülkündeki mülklerinde, mülk içinde olanların da sahibi şüphesiz Allah’tır. Bu yüzden Rahmanın buyrukları diğer her şeyden daha önceliklidir. Basit bir cihazın bile maksada uygun hizmeti için kullanım kılavuzu hazırlanır. İnsanın da hayatı kullanım kılavuzu/rehberi Hz. Kur’an-ı Kerim’dir.

     Yüce dinimiz muhataplarına “yaratan rabbinin adıyla oku”[2] buyurarak anlamak için beyanı ve kalemi hatırlatır. Acı olan şu ki, okumakla emrolunmuş Müslümanlar yeteri kadar okumuyor. Her işini okuyarak anlayarak hududullah dairesinde yapması gereken Müslümanların ekserisinin evinde kütüphanesi dahi yoktur. Kimi evlerde tek tük kitap varsa da okuyanı yok gibidir. Tabi okumak sadece yüzeysel anlamıyla sınırlı değildir. Dinlemek, sesli okumaktır. Görmek, görsel okumaktır. Okumaktaki kıstas ise imanlarımıza güç katmaktır. Hedef İslam’a yardım etmektir. Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Kim ilim istemek için bir yola girerse, cennet yollarından birine girmiş olur. Ondan hoşlandıkları için, melekler ilim arayanın üzerine kanatlarını gererler. İlim isteyene göklerdekiler, yerdekiler ve sudaki balıklar bile günahının affı için yalvarırlar. Âlimin ibadet edene üstünlüğü dolunayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler, hiç şüphe yok ki peygamberlerin mirasçılarıdırlar. Peygamberler ne dinarı, ne de dirhemi miras bırakmışlardır. Onların mirası ilimdir. Kim o ilmi alırsa çok büyük bir nasibi elde etmiş olur."(Tirmizî

     Rahman’ın rızası için kâinat kitabındaki kodlanmış matematiği okumak ta, sosyal dünyaya konulmuş ölçüyü okumak ta ibadettir. Bir insanın sıhhi derdine fayda sağlamak için tıp bilimini de okumak ibadettir. Ancak ilk okunması gereken Allah (c.c.)’ın indirdiği yüce vahiydir. Hangi alanda nasıl bir hayat yaşarsak yaşayalım insani duruşumuzu vicdanımız/kalbimiz belirler. Bu yüzden işin başı Allahın indirdiğinden haberdar olmaktır. Mahşer mizanında Rabbinden habersiz eğitim diplomalarının, rabbinden haberli çobanlık değneği kadar kıymeti yoktur. Bütün okullar taliplerine diploma vaat ederken Allah (c.c.) inanlarına cenneti vaat ediyor. O zaman okumaya nerden başlamalı sorusuna cevap vicdanımızdan gelecektir.

     Günler, haftalar, yıllar hızla geçiyor. Koca koca ömürler tükeniyor. Ömürlerimize zaman tayin edenin nasıl hayat geçirmemiz gerektiğini öğrettiği yüce kelamı dikkate almadan yaşayamayız. Müslümanlar olarak sadece bu dünyamız için var değiliz. Ahirette asıl hayatımız bizi bekliyor. Bu dünyamız için okuduklarımızla ahiretimiz için okuduklarımız önemlidir. Hatta dinlediklerimiz ve gördüklerimiz de.

     Okumak bilmektir. Bilmek kendimizi bilmektir. Kendimizi bilmek gerçeği görmektir.  Azmasın ve azdırmasın diye kulunu doğru bilgiye davet eden Allah (c.c.)’tır.

     Oku, ilk insan ve nebi babamız Adem(a.s)’dan başlayarak bütün kutlu elçilerin muhatap olduğu emirdir. Onların nezdinde bu emir bütün ümmetleredir. İnsan önce yaratanın yazdığını okuyacak. O’nun huzurunda da yaşadıklarını okuyacak. Bu yüzden insana yapılan vahdet çağrısı tevhid gerçeğini anlamak içindir. Günümüz insanları aynı kaynaktan gelmelerine rağmen başka yataklarda akıyorlar; çünkü aynı şeyi okumadıklarından, duymadıklarından ve göremediklerinden dolayı. Bütün insanlığı “sıratı müstakime” davet eden Allah (c.c.) kendi rızasına kavuşmak isteyenlerin okumasını: “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler (den bazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler…”[3]  buyurarak methetmektedir.  Onun için dinimizi öğrenmek en önemli ibadetimizdir. Gereken imkânları kullanarak mazeret üretmeden, ömrümüzü tüketmeden bismillah diyelim. Ahirette yüzümüzü güldürecek hayatı, hayatlarımızı veren Allah (c.c.)’ımızdan ve kutlu elçisi efendimiz Rasulullah (s.a.v.)’ın hayatından öğrenelim. Bugün dinimizi öğrenme gayesi dünyalık hesapların gerisine düşmüş görünüyor. Ortada bir iman var; ama ne yazık ki hayatın merkezinde değil. Bu yüzden hayata dair birçok davranış biçimimiz gayri İslami oluyor. İslami hassasiyetlere dikkat edenler azaldı. Acayip din algısı gelişti. Affedersiniz hani denir ya nalına vur mıhına da vur anlayışı normalleşti. Sokaklar, gazeteler, televizyonlar bunu gösteriyor. Çünkü müslümanım diyen sözüm ona aile büyükleri nezdinde neslinin kuranla buluşması üniversite diploması kadar önemli görünmüyor. Sorsan mangalda kül bırakmıyor. Ölünce de işi imama havale ediyor. Dini böylece kirleterek gelecek nesle aktarıyor. Çocuğunun dersten zayıf almasını istemiyor; ama namazsız durmasını dikkate almıyor. Öğretmenin notunu/kanaatini önemsediği kadar Rahman’ın notunu düşünmüyor. Oku ama önce rabbinden geleni oku diyemiyor. Kendisi de asıl olanla ilgilenmiyor. Yanılıyoruz. Yanıldığımızı anlamak için yakında hepimiz huzura çıkacağız. Kur’an’dan ayrı koyarak zulmettiğimiz neslimizin: "Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar." "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat derler.”[4] Uyarısıyla yüzleşmek çok da uzakta değildir. Yüce Allah (c.c.) kâfirlerin Kur'an’a karşı tavırlarını: “İnkâr edenler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler.”[5] Böyle haber veriyor. İslam’ın düşmanları kuranın gürleşmesinden rahatsız olurlar.  Kâfirlerin, münafıkların, müşriklerin rehberi şeytan Kur’an’a inanan; ancak Kur’an’dan habersiz yaşayanlardan çok memnun kalırlar.  Ya yaratan memnun kalır mı? Ne yazık ki Müslümanım diyenlerin İslam’a itirazlarına tanık olmak sıradanlaştı artık. Gül kokusuyla güzeldir. Müslüman da ameliyle güzeldir. Hayatını akıbetinin hayırlı olmasına araç edinmesi gereken Müslümanların epey bir çoğunluğu dünyasıyla ahiretini harap ediyor. Dünyalık kazançlarla cennetini kaybediyorlar. Eğer Allah (c.c.)’a olan sevdamızda samimi isek O’nun bizden razı olmasını diliyorsak, Cennet için yol arıyorsak, ne aradığımızı biliyorsak, “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı. Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.[6]


[1] İsra 17/13-14

[2] Alak,96/1

[3] Bakara 2/121

[4] Ahzab, 33/67-68

[5] Fussilet, 41/26

[6] Alak ,91/1-5

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?
 
Önemli Linkler
REFERANDUM ANKETİ
Referandumda Oyunuz:
 
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 5 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
Toplam506818
Haberler
Ziyaretçi Defteri
iletişim
kitapyurdu
EZAN VAKİTLERİ