Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 79
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfEn iyi 

KELİME-İ ŞEHADETİ BİZ GETİRİYORUZ;
NİYE ONLARIN İŞLERİ MÜSLÜMANCA..

 Doç. Dr. Mustafa TEKİN

 Hayatım boyunca müslümanlığın benim için bir ayrıcalık ve hayata bakışta benzeri olmayan bir din olduğuna inandım ve aslına bakarsan hayatın içinden bu düşüncelerime pratikte meydan okumalar devam etse de, hala inanmaktayım. Tabi denilecektir ki, herkesin kendi inandığı din, kendisi için önemli ve ayrıcalıklıdır. İnsanların genel olarak bir aidiyet hissinden yola çıkarak, “bizim dinimiz” argümanından hareketle kendi dinlerine yaklaştıklarını ben de düşünmekteyim. Yani aidiyetleri meşrulaştırmak ve yüceltmek. Danimarkalı bir gelinin hayatının anlatıldığı filmde, hidayete eren gelinin hayata dair soruları ve İslam’ı içselleştirme sürecinde, doğuştan müslüman olan görümcenin “bizim dinimiz iyidir” repliğinden öteye geçmeyen cevapları, aslında “müslümanların İslam’ı yeniden keşfetmeleri gerektiği” şeklindeki tezimi haklı çıkarıyor. Çünkü aidiyetler, üzerine ve sürekli yeniden düşünülmediğinde ruhuna vakıf olmadan yüceltilen, hatta daha da ötede putlaştırılan bir niteliğe bürünüyorlar. Sakın müslümanlıkta da putlaştırma olur mu demeyin? Fakat benim için İslam, kendisine doğuştan aidiyetimin ötesinde bir anlam taşıyor ve onu benim için cazip kılan şey; hayat, insan ve âleme dair söylediklerinin hayatla olan tekabüliyetidir. (Tam da bu noktada rahmetli Ali İzzetbegoviç’i hatırlayalım) Tabi bu arada kimi aklı evvellerin yanlış anlamalarını bertaraf etmek üzere, burada dinler arasında bir kıyaslama yapmadığımı belirteyim. Ben, burada benim tecrübelerim üzerinden müslümanları konuşuyorum.

Yalnız gündelik hayatta yaşadıklarımıza bakarak muhtelif kıyaslamalarda bulunacağım tabi. Önce klasik etiketlemeleri bir kenara bırakalım. Herkesin kendisini aidiyetliğiyle tebellür eden etiketler. Yani bir kenara bırakalım derken, müslüman, hıristiyan, budist vb. kategorileri kalkış noktası yapmayalım demek istiyorum. Tam da bundan sonra, aslında gündelik hayatta olan bitenler üzerinden, yani yapılan işlerin doğruluğu ve yanlışlığı üzerinden meseleyi sorgulayalım. Fakat bu sorgulamayı yapmadan önce, şu başlangıç noktasını belirtmemiz gerekiyor. İslam’a girişin şartı, kelime-i şehadet (ya da kelime-i Tevhid) getirmek ve buna kalben tüm samimiyetiyle inanmak. Kelime-i Şehadeti getirme konusunda herhalde bir sorun yoktur. Zaten bol bol getiriyoruz. Fakat kelime-i şehadet getirmek ne demeye gelir? Buna inanmanın ölçüsü nedir? Kelime-i Şehadet, Hakk’ı her şeyden üstün tuttuğuna ve Ona teslim olduğuna insanın tanıklık etmesidir. Kelime-i Şehadetin içselleştirilip içselleştirilmediği, kişilerin amellerinde yani hayatlarındaki her türlü icraatla ortaya çıkacaktır.

Kur’an-ı Kerim, sıklıkla Peygamberlere kitapla birlikte “hikmet”in verildiğinden bahseder. Hikmetin çok farklı şekillerde tanımları yapılmışsa da, benim en çok önem verdiğim, “kişinin Allah’a benzemeye çalışması” (Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, c.2) tanımı, insanın olgunlaşmasını ima etmesi ve bunu da mükemmellik kaydı adına belirtmesi bakımından öne çıkarılabilir. Dolayısıyla sürekli mükemmelliği arama ve olgunlaşma arzusu kelime-i şehadetin içeriğini anlatabilir ve onu tamamlar. Tam da bu noktada müslüman ve müslüman olmayan ülkelerin gündelik hayatlarına bakabiliriz.

En başta yapılaşmalara bakalım: Avrupa ülkelerinde büyük oranda yapılaşmalar ve şehirleşme plan dahilinde ve düzenli biçimde sürdürülür. Bir de İstanbul’un haline bakın. 2010 kültür başkenti seçilen İstanbul, daha geçen eylül ayında bir sel felaketi yaşadı. Otoyollarda tırlar yüzdü. Megakent’in ortasındaki insan manzaraları ve onların çığlıkları “dere yataklarına, orman alanlarına ev yapılır mı?” diye duyuluyordu. Yıllardan beri onlara izin veren tüm belediyeler ve tabi bu izinleri aldıkça dere yataklarına ev yapmak için iştahı kabaran vatandaşları nereye koyacağız? O kadar zararın hesabını kim kimden soracak? 17 Ağustos depreminden hiç bahsetmiyorum bile. Müslüman bir ülkede herhalde (ahlakın) iş ahlakının tefessüh ettiğini bundan daha iyi gösteren bir örnek olamaz. Peki aradan geçen 11 yıla rağmen ne değişti dersiniz? Görebildiğim kadarıyla şimdi deprem sigortası ödüyoruz.

Avrupa ülkelerinde trenler, otobüsler zamanında kalkıyor; gideceği yere zamanında varıyor. Ama bizim otogarlarımızda bazı istisnalar hariç otobüsler saatinde kalkıyor mu? En önemlisi de zamanında varıyor mu? Yolda indirilen bindirilen yerin bir kriteri, ölçüsü var mı? İnsan hayatı düşünülüyor mu? Trenlerin durumu ise içler acısı. Meselâ; İsveç’te şehir içindeki tramvaylara iniş binişte turnikeler yoktur. İnsanlar binerler ve bilet parasını öderler. Eğer yapmazlarsa, kontrollerde yakalandıkları taktirde ağır cezalar öderler. Bu sistem oturmuş. Rastgele araba park etmek yoktur. Park etmek istediğinizde kırın başı bile olsa, ücretini ödeyip uygun yerlere park edebilirsiniz. Her vatandaş bu ve benzeri vergi ödeme konularında dikkatlidir. Kara listeye girmekten korkar. Çünkü kara listeye girerse gelecekte bu, tüm iş ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Bizde ise zaman zaman yapılan vergi yüzsüzleri listesinin acaba nasıl bir yaptırımı var? Şehirde iki arabalık park yerlerine bir araba umarsızca bir müslüman ülkesinde nasıl park edebilmektedir?

Gündelik hayatta iki ortalama insan, belirttikleri saatte buluşamazlar maalesef bizim ülkemizde. İş toplantıları, randevular, iki arkadaşın buluşması olağan hale gelmiş bir gecikmeyle başlar. Kimse Hz. Peygamber’in (SAV) mirasının burada ne olduğunu düşünmez. Doğrusu randevusuna zamanında gelmeyen, zaman bilinci oluşmamış insanların, dünyaya İslam adına ne mesaj vereceklerini de ciddi olarak merak etmekteyim. Adama, “sen daha zamanında gelmeyi bile beceremiyorsun” demezler mi?

Hastasını muayenehanesine gelmeye zorlayan ve bıçak parası isteyen doktorlar, malzemeden çalan müteahhit, işini sağlam yapmayan esnaf ve işçi, yalan haber yazan gazeteci, zamanında dersine girip çıkmayan ve dersini hakkıyla anlatmayan öğretmen ve çalışma üretmeyen akademisyenler... Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Hasılı belirtmek lazımdır ki, gündelik hayatımızın her alanında ciddi sorunlarımız var. Bunları Türkiye’yi kötülemek adına söylemiyorum. Ülkemi seviyorum ve tam da bundan dolayı söylüyorum; ve inanın bu, referandumda “evet” ya da “hayır” çıkmasında daha hayati bir sorundur.

Birazcık dünyaya bakan, kıyaslamalar yapan ve insanlık üzerine düşünen herkes benim sorduğum soruyu sormayacak mı? “Kelime-i Şehadeti biz getiriyoruz; niye onların işleri müslümanca?” Eğer bize, “müslümanların madem dinleri bu kadar mükemmel de, işleri niye bozuk?” diye sorarlarsa, o zaman bunun cevabı ne olacak?

Son Güncelleme (Pazar, 12 Aralık 2010 20:03)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 18 Ekim 2017.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 Allah Razı Olsun 2011-02-13 14:10
Mustafa Bey,
Yazınız birçok sıkıntılı gönüllere su serpmiş durumda. Bir müslüman özü ve sözü ile bir olandır. Özümüz Kur'an Sözümüz kaypak. Yaptığımız her işin bize olumlu geri döneceğini bilebilseydik keşke.
Selamlar ve Saygılarımla.
Alıntı
 
 
+1 #1 Tebrik ve Teşekkür 2010-12-12 14:46
Sevgili Kardeşim Mustafa,
Gönlüne sağlık, kalemine kuvvet. Aynı konudan muzdaribim, Buna benzer bir yazı yazmayı planlamıştım, fakat çeşitli sebeplerle hep erteledim. Bu güzel yazı ile düşüncelerimize elçi, ızdırabımıza tercüman oldunuz. Sağolun, varolun.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün30
Dün2585
Tüm Zamanlar4112775
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 122 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2235
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?